29 Ocak 2014 Çarşamba

Müsabaka kadrosu*

Salı günü saat 17:00 sularında 14 kişilik başvuru kotası kapandıktan sonra oynama isteklerini yönetim kurulumuza ileten Kemal G. ve Sami beylerin de katılımıyla, 16 kişilik kadro teşekkülü meydana gelmiştir. Bu 16 kişi, 29.01.2014 tarihli müsabaka için aşağıdaki şekilde dizilmiştir. Kamuoyunun dikkatine sunar iyi maçlar dileriz.


* Ada vapurlarının iptal olması nedeniyle Kemal Bey kadrodan çıkmış, bunu dengelemek için gribal tehdit altındaki Kıvanç Beye de izin verilmiştir. Kadro, her ikisi çıkarıldıktan sonra kalan şekliyle kabul edilmiştir.


23 Ocak 2014 Perşembe

Hurşut'ça... / MAZERET YOK!

Hurşut Atamayır
"15 gündür kamptayız, Transferler geç kaldı. Takım yorgun, 3-5-2’ye dönüyorum, Bahadır'ın bileği koptu çok üzüldük, etkilendik" bunları mazeret olarak kabul etmiyorum. Tabii ki Bahadır'a çok üzüldük, içimiz yandı. Sırf Bahadır'ın değil Türkiye’nin canı yandı. Allah kimseye vermesin. Ama futbol profesyonellerin işi. Dakikalar durmuyor, çıkıp futbolunu oynamalısın.

Takımda sistem değiştirmek isteniyor ve bunda ısrar ediliyor. Bana göre çok büyük hata yapılıyor. Elindeki kadro kalitesinin 3‘lü defans oynaması mümkün değil. Rakibin her atağı, kalende gol tehlikesi oluyor.

Önlüksüzler çok büyük bir kulüp. Çok da kaliteli futbolcuları var. Ama futbolun kalitesine gelince hiçbir takıma bu kadar mahkum oynamamalı. Dilerim, Bombacı Hüsnü bu yanlışlardan vazgeçer.

Defans, evlere şenlik. Cem'den  stoper yaratmak isteniyorsa, bu mümkün değil. Kemal Gökhan, herhalde formasını garanti gördüğü için bir türlü tempo kazanamıyor. Fırat bu takımda kalmalı diyoruz, Erdoğan'ın olmadığı bir maçta Hasan'ın oyuna ağırlığını koymasını bekliyoruz. İnanç'tan ve Müçü'den bahsetmiyorum. Hele Müçü! Bir futbolcu bu kadar mı kötü oynar?

Takım 4-4-2 oynadığı zaman defans hataları bu kadar sırıtmıyor. Bu tempoyla Önlüksüzler için çok zor geçecek sezon.

Önlüklülere gelince, Can B. takımı toparlamış. İyi mücadele ediyorlar.

Anket Sonucu / YAŞASIN YENİ UYGULAMA!

Geçen hafta yeni dijital sistemimizi oylamaya açmıştık. Katılım 12 oldu (bir önceki haftaki 11'e göre bir fazla katılım, tatmin edici bir ilerleme sayılmaz, dikkat!). Diğer yandan uygulamamızın 12'de 12 destek görmesi sevindirici. 5 kişi "Çok iyi fikir" derken, 1 kişi "onaylıyorum" diye net konuşmuş. 2 kişi "benim niye aklıma gelmedi" diye, coşkusunu da olaya katmış. 4 kişi ise temkinli davranıp, onayının yanına şüphesini de eklemiş.

Bu sonuçlara bakarak, biz de uygulamamızı devam ettirme kararı almış bulunuyoruz. Önümüzdeki pazartesiden itibaren, sitemizde görüşmek üzere...

Onaylıyorum
  1 (8%)
Çok iyi fikir
  5 (41%)
Benim niye aklıma gelmedi!
  2 (16%)
Şüpheliyim ama deneyelim
  4 (33%)

Tribün Eksperi Abbas / İÇ SAVAŞ

Abbas Balaban
Kuşlarım bu hafta da maç öncesi Müçübey'in girişimlerinden haber getirdi. Saat takribi, 18:35. İki takım karşılaşmanın havasına girmişler. Kadrolar elimde: Önlüksüzlerde Fırat-Bahadır-Hasan-Cem-Hüsnü-Erkan-Kemal-İnanç görünüyor.

Müçübey Can beyin yanına gidip esame listesine itiraz ediyor ve Fırat-Bahadır-Hasan üçlüsünü ayırmak gerektiğini, bu şekil çok güçlü olduklarını söylüyor. Bunun üzerine Canbey Müçübey'i o takıma gönderip, oradan Erkan Bey'i alıyor...

Arkasından, Müçübey Canbey'e yaklaşıp soruyor; "gollü maç olur mu?"

"Olmaz," diyor Canbey, "bizim takım az yer, az atar"...

Maçın özeti diyebiliriz: Maç karşılıklı ve çok hızlı iki golle başlıyor ama sonrasında taşlar yerine oturuyor. Canbey'in takımı iyi savunma kötü hücum anlayışından vazgeçmiyor. Değil topu hücum oyuncularına aktarmak, defanstan, hatta kaleciden dahi çıkarmakta sıkıntı çekiyorlar. Erkan Bey malum, bir Maradona değil, ama Ozan Bey olsun, Osman Bey olsun, daha önde Canbey olsun, top kullanma becerileri sıfıra yakın.

Buna karşılık savunmada çok maharetli bu takım. İslam Çupi vaktiyle yazmıştır, "Canbey'in takımının savunmasının arasına girdiğinizde asit kuyusuna düşmüş gibi olursunuz."

En iyi savunma hücumdur düsturuna hiç inanmam, en iyi hücum savunmadır, benim tercihim. Canbey'in takımı savunma becerisinin getirdiği kontratak fırsatlarında, kazma olsa atacağı gollerle skoru yavaş yavaş tesis ediyor... Ve tabii rakip takımda sinirler bozuldukça bozuluyor. Önce Müçübey, ardından Cembey, sonra da beklendiği gibi Hasanbey oyundan düşüyor.

Böylece senaryo tam olarak Canbey'in istediği şekle bürünüyor, rakip takım oyunu bırakıp iç savaşa başlıyor ve son dakikalarda Hüsnübey'in tarihe geçecek terk-i saha hamlesiyle, başlar eğik ayrılıyorlar sahadan.

Ezcümle, Canbey'in takımını beğendim. Yıldız oyunculardan kurulu rakip takım ise, büyük hayal kırıklığıydı. Rakip takımın savunmasını açamayınca, dağıldılar.

2014 4. hafta puan durumu



20 Ocak 2014 Pazartesi

Mahmut Bavulsu bildiriyor / Pensilvanya'dan haber var

Mahmut Bavulsu
İletişimspor yönetiminin dijital devrimlerini izleyen günlerde, uzun zamandır gündemdeki olaylar karşısında sessiz kalan, kamuoyunun Pensilvanya'daki Topçu Efendi diye bildiği Ümit K. bey bir mektup gönderdi.

Ümit Bey'in mektubunda önemli hususlara dikkat çektiği görülüyor. Özellikle "Hüsnübey'in peşinden gitme hadisesi olmaksızın 25 yıldır süregelen bu fedakârane meşguliyetin derinde yatan sebeplerini ve saiklerini kavramak imkânsızdır," sözleriyle, İletişimspor'un mevcut yönetimini kibarca ikaz ettiği dikkatlerden kaçmıyor. Mektubun tamamını yayımlıyoruz.
En sondaki "Hüsnübey'in makamına göz dikenlerin cezasını zaten Allah ilk fırsatta verecektir. Millet Hüsnübey'in peşindedir ve bilgisayarların dehlizlerinde önderini ve ufkunu kaybetmeyecektir" ibaresiyle birlikte mektubun genel üslubu, yönetim tarafından bir tehdit olarak görüldü. Zira bugün ilerleyen saatlerde, İletişimspor yönetim kurulu, basın danışmanlığı aracılığıyla şu açıklamayı yaptı: 

"Kıymetli futbolcu arkadaşlar,

Fahri Başkanımız Hüsnü Paşa'dan, İletişimspor'un salt "idari işlerini", vekaleten devraldığımız, malumunuzdur. Führerimizi başkanlığa getiren onun bunun iradesi değil, milletimizin iradesidir, idaresini, o her şeye yetişemediği için, devralmışızdır. Bayrağı taşır, gerektiğinde bırakırız, koltuk sevdalısı değilizdir.

Hal böyleyken, son günlerde Pensilvanya'daki muhterem, fetva buyurmaya başladı. Karanlık ininden gönderdiği satırların, Führerimizle onun sadece izinden giden müritleri olan bizlerin arasına nifak sokmaktan başka bir amaç gütmediği açıktır. Bunun bir darbe girişimi olduğu, sadece milletine hizmet sevdasında olan bizleri illegal yöntemlerle devirmeyi amaçladığı su götürmez bir gerçekliktir. Ama bizler burada olduğumuz sürece, hiçbir paralel devlet yapılanmasına izin vermeyeceğiz. Bunu tüm kamuoyunun bilmesini istirham ediyoruz.

Derin saygı ve hürmetle,

K&C"

22.01.2014 tarihli maçın kadro teşkilatı

Evet dostlar, buradan denemeye başlayalım bakalım. Gelenler, isimlerinin yanına çek atsın.

22.01.2014
Can
Kivanç
Sezar
Hüsnü
Müçü
Erkan
Kemal G.
Kerem L.
Erdogan
Cem
Suat
Hasan
Kerem Ü.
Inanç
Osman
Ozan
Firat
Bahadir
Sami
Ümit K.
Poll Maker

17 Ocak 2014 Cuma

TOPÇULARA AÇIK MEKTUP

Sevgili İletişimspor ahalisi,

İletişimspor yönetim kurulu olarak, önümüzdeki sezondan itibaren topçu arkadaşlarımızın maçlara gelip gelmeyeceklerinin haberleşmesini sitemiz üzerinden yürütmeyi tasarlıyoruz. Bunun için kısıtlı imkânlar arasından, mükemmel olmamakla birlikte en sorunsuz olan uygulamayı seçmeye çalıştık ve aşağıda bir örneğini sunduğumuz formda karar kıldık.

Elbette ileri demokratik eğilimleri haiz bir yönetim kurulu olarak, bu kararımızı da, sağ taraftaki ankette oylamaya sunuyoruz, tercihinizi oradan belirtebilirsiniz.

Uygulamayı benimsediğiniz takdirde, her pazartesi bu formu yayınlayacağız ve sizlerden (pazartesiden çarşamba gününe kadar) siteye girip kendi isminizi seçip "gönder'e" basmanızı isteyeceğiz. 14 kişi dolduğunda, uygulamayı donduracağız.

Buradaki ikincil amacımız aslında, her hafta size maille davetiye göndermeksizin, siteye bir girip çıkmanızı da sağlamak. Bizler açısından sitedeki canlılığı sürdürecek motivasyon, sizlerin siteyi takibinizle mümkündür.

İyi haftalar diliyoruz.

Mahmut Bavulsu bildiriyor / Ona göre OYNAYACAKMIŞ!

Mahmut Bavulsu

Bildiğiniz gibi, müessesemiz 2010 senesinden beri oynanan maçların kaydını tutuyor. O tarihte büyük bir şevkle bu işe başladığımızda, çalışma aşkıyla dopdolu, hevesli gençlerdik. Altı ay boyunca, tuttuğumuz puanların yanında yaptığımız haberler, yazdığımız yazılar, hazırladığımız anketler vesilesiyle hizmet vermeye çalıştık. Peki neden altı ayın sonunda, şevkimiz kaybedip bıraktık bu işleri? Neden sizce? İşte cevabı; aşağıdaki videoda...

Bir de, bize bilgisayar sistemiyle takım yapmayı öneriyor. Utanmıyor evet! 11 Kasım 2010 tarihinde yaptığımız haberi, üzülerek burada tekrar sunmak zorundayız; bizde her şey belgeli.

Buyrun: http://iletisimspor.blogspot.com/2010/11/resmi-duyuru.html.
bu da kendisinin topu aldıktan sonra sitemize verdiği söyleşi ve fotoğraf:
http://iletisimspor.blogspot.com/2010/01/ulasmdan-sonra-topa-da-sponsor-bir.html   

Şahsın açıklamaları için videoyu izleyin.

16 Ocak 2014 Perşembe

Tribün Eksperi Abbas / SOĞUK DUŞ

Abbas Balaban
Maç öncesi Müçü Bey Can Bey’e taktik veriyor, diyor ki: bir tek Hüsnü Paşa’yı ileride bırakıp beş kişi kendi yarı alanımıza çekilirsek, kazanma ihtimalimiz olabilir; rakip çok güçlü, takımlar çok dengesiz…

Kuşlarım bu haberi kulağıma getirdiğinde, karton bardağımla çayımı almış, yerime yeni oturmuşum, henüz dizüstü bilgisayarımı açmış bile değilim.

Derhal kadroları tetkik ediyorum: Müçü Bey’in takımında Kerem L’yi, Can’ı, Ozan’ı, Hasan’ı, Hüsnü Bey’i ve Sezar’ı görüyorum. Rakip? Suat, Fırat, Kıvanç-İnanç kardeşler, Kemal Gökhan Bey… İki de yabancı var, Şiar ve Kadir Deniz…

Evet, rakip daha genç, dinamik, ama bizimkilerin de dirençli bir takım olma şansı var. Bir şartla! Oyun ciddiyeti…

Fakat maç bu ciddiyetle başlamıyor. Ozan efendi, kendini Bahadır Bey’le karıştırıyor olacak, kalecisinden aldığı ilk topla çalıma giriyor ve kaptırıp takımına golü yediriyor. Ha! Topu atan kaleci çok mu doğru atıyor? Hayır ama, Ozan efendi, sen de orada maceraya girmeyeceksin. O topu kaptırırsan, filenden çıkarırsın. İki kere iki dört.

Bereket Kadir var… Bizimkiler Sezar’ın kaptığı topla bir kontratak fırsatı buluyor, Hasan efendi golü inatla atamıyor ama son vuruşunu kaleci vazifesi olmayan Kadir çizgiden elle çıkarınca kazanılan penaltıyı Hüsnü Paşa gole çeviriyor.
İkinci yarıda yine aynı senaryo. Önce 2-1, sonra 2-2… Maç böyle bitecek derken, bizimkilerin yine ciddiyeti kaybettiği, Müçü Bey’le Ozan Efendi’nin sağ kanadı birlikte kapatamadığı bir atakta İtalyan forveti kılıklı Kıvanç 3-2 yapıyor.

İşte futbolu bunun için seviyoruz.

Maçın bitimine 1 dakika kala, imkânsız gerçekleşiyor: Ozan Efendi kendini affettirmek için bireysel ve fiziksel bir mücadelenin sonunda, olmayacak yerden gol çıkarıyor ve eşitliği sağlıyor. Bitiyor mu? Hayır, daha saniyeler var... Paniğe kapılan rakip takım, son topu kullanma sevdasında yüklenirken, ilk penaltının müsebbibi Kadir Bey, bu sefer kaleci vazifesine rağmen orta sahaya kadar çıkıyor, şişirme top Suat’ın başı üstünden aşarken Suat Efendi topu elle tutuyor; böylece kazanılan serbest vuruşu hızlı kullanan Can topu Müçü’ye, o da Hüsnü Paşa’ya aktarıyor; Hüsnü Paşa boş kaleye son golü attığı saniye, maçın da son düdüğü çalıyor.

Takımımızın performansını beğenmemekle birlikte, galibiyet için kutluyorum, yediden yetmişe, bütün futbolcularımızı. Rakibi de, mücadelesinden dolayı tebrik etmek lazım.

Hurşut'ça... / ŞANS DA YOK DOSTLAR

Hurşut Atamayır
ne dedik? "umut yok" dedik. üstelik şans da yok. ne dedik?  "acımasızlığımız öngörü sahibi olmamızdandır, biz bu işe yıllarımızı verdik" dedik. biz bu işe yılarımızı verdik ama bu haftaki önlüklüler gibi şanslı takım da görmedik.

Bombacı Hüsnü, orta yapıyorum diye topa vuruyor gol oluyor. bir karambolde kaleciye bariz faul varken Bombacı'nın oğlu İskoç Ozan topu dürtüyor gol oluyor. bir gol zaten penaltıdan, halı sahada kaç maçta bir nasip olur bir takıma penaltı? önlüksüz Suat efendi havadan gelen bir topa vuramayınca "ben topa vuramazsam elime alırım arkadaş" diyor, hızlıca kullanılan faulden gelen top galibiyet golü oluyor... önlüksüzlerin direkten dönen toplarına, kaçırdıkları şanssız gollere girmiyorum bile. hasılı iyi olan değil, şanslı olan kazanıyor.

tamam rakip çok şanslı ama sen de müsaade etmeyeceksin bazı şeylere efendim. önlüklülerde Hasan diye bir çocuk var misal. maçtan önce almış bir kilo mandalinasını, bir kilo domatesini, çekilmiş bir köşeye yiyor. önlüksüzlerin yetkilileri de seyrediyor. çağırsana federasyonun gözlemcisini, desene "adam bunları bunları yiyor", tuttursana tutanağı. o domateslerdeki, mandalinalardaki hormonların bu adamın oyununa yansıyacağını düşünsene. ama nerdeeee? e adam tabii basmış kendine hormonu, bir pozisyonda topu rakip kalenin önünden aldı, kendi kalesinin önüne kadar gelip tekrar geri döndü. bu sefer de "amannn nasıl olsa başı döner, bırakır topu" demesene, gerekirse üzerine çıkıp dövsene (sporda şiddete karşıyım ama Domatesçi Hasan'ın karate bildiğine, mahallesindeki hırsızları ağızlarını burunlarını kıracak şekilde dövdüğüne dair istihbarat aldım). hoş, adamlar zaten her şeye "faul" demeye, "taça çıktı yaaaa" diye ağlamaya meyilli.

hasılı, adamlar doğru dürüst top oynamadan maçı kazandı. mübarek olsun. alınması gereken çok yol olduğu da böylece ortaya çıktı.

bitirirken gözüme çarpan ince bir detayı da aktarmadan geçemeyeceğim: Angaralı Kıvanç bu sefer Meksikalı süsü vermişti kendisine, üzerinde haç olan bir formayla çıkmıştı sahaya. ayıptır! "burası Müslüman ülke kardeşimmmm" diyen bir Allahın kulu yok mu? nerede bu takımın imamı?