4 Şubat 2014 Salı
31 Ocak 2014 Cuma
Mahmut Bavulsu Bildiriyor / KART SUBAYLAR TEDİRGİN
![]() |
| Mahmut Bavulsu |
Hükümet Hüsnü Paşa'nın vesayeti altında mı?
Malumunuz, Hüsnü Paşa'nın kurup bugünlere getirdiği İletişim futbolunu bugün demokratik yollarla iktidara gelmiş Can & Kıvanç ikilisi yönetiyor. Bu ikili, kurulu düzenin bazı taşlarının yerini değiştirmeye başladıkça, süregiden iyi hava yerini fırtınaya bırakmaya başladı. Bunun ilk işaretlerini kadro başvuru sisteminin pazartesi mi çarşamba mı açılacağı hususu ortaya döküldüğünde gördük. Yönetimle yaşanan tartışmada elbette gözler Hüsnü Paşa'ya çevrilmiş, Hüsnü Paşa da çarşambadan yana olduğunu bildirerek yönetime tokat gibi bir cevap vermişti. Krizin ilk dakikalarında yönetimin bocaladığını gören otoriteler Hüsnü Paşa'nın vesayet rejiminin devam ettiği yolunda açıklamalar yapmaya başladı. Ancak kısa süre sonra yönetimin orta yolcu bir tutum takınarak, bir yandan tavrından pek geri adım atmadığı ancak öte yandan Hüsnü Paşa'yı selamlamayı da ihmal etmediği görüldü.
Pensilvanya'dan gelen mektup
Tüm bu karmaşa içinde zaman zaman kendi kurduğu televizyon kanalından da yayın yapan Pensilvanya'dan Ümit Hoca Efendi'nin (ki, hükümet, bu yayınların zaman zaman İletişimspor sitesinde "yorumlar" kısmında kaçak yayınla gösterildiğini de tespit etmiş durumda) kaleme aldığı bir mektubun ortaya çıkması gündeme bomba gibi düştü. Burada, Hoca Efendi, Hüsnü Paşa'yı ve onun değerlerini övüyor, yönetimi ise toplum için bir tehlike olmakla suçluyordu. Mektubun satır aralarında, bu yönetime kalırsa İletişim futbolun kısa zamanda ortadan kalkacağı bile okunuyordu. Bunu haber yaptığımız gün yer yerinden oynamıştı (http://iletisimspor.blogspot.com.tr/2014/01/mahmut-bavulsu-bildiriyor.html).
Üç kontenjanlı duayen
Bugün elimize geçen ikinci bir mektubu yayınlıyoruz. Bu mektup da öncekinden daha az vahim değildir. Bu sefer "Üç kontenjanlı duayen" imzasıyla Hüsnü Paşa'ya gönderilen mektupta, açıkça yönetimi devirme özlemi yattığı, Hüsnü Paşa'nın göreve çağrıldığı, hatta duruma el koymadığı ve nispeten yumuşak bir tutum sergilediği için son derece sert kelimelerle eleştirildiği görülüyor.
Mektupta söz konusu üç kişinin adı da yer alıyor ancak sorumlu habercilik anlayışımız gereği isimleri gizliyoruz.
İşte o mektup:
![]() |
| İmzaları yayımlamadığımız mektupta oldukça sert ifadeler dikkat çekiyor. |
30 Ocak 2014 Perşembe
Hurşut'ça... / GİTSEYDİK NE GÖRECEKTİK Kİ?!
![]() |
| Hurşut Atamayır |
ara transferden yararlanmak üzere ülkemize gelen Sierra Leone'de yaşayan bir akrabamızın oğlunu çeşitli kulüplerle görüştürdüğümden maça gidemedim (çocuk çok iyi; hızlı, yetenekli, güçlü, atletik... alan kazanır). televizyon da maçı vermiyordu tabii. yeri gelmişken yönetime bir soru soralım: İletişimspor maçları ne zaman televizyonlarda yer bulacak acaba? bugün hanki kanalı açsan karşına muhtelif lik'lerden maç çıkıyor ancak İletişimspor yok, yok, yok. para meselelerine çok da girmek istemiyorum aslında ama takımın gelirlerini topçulardan topladığınız 10 lirayla arttıramazsınız, biraz "innovative" olacaksınız.
neyse, saatime bakıp maçın sonunun geldiğini görür görmez telefona sarılıp arkadaşları aradım. ama neler duyuyorum? kötü, tatsız tuzsuz, zevksiz bir maç... "iyi ki gelmedin, paran cebinde kaldı Hurşut abi" diyor ismi bende saklı bir futbolcu. düşünün, bunu diyen bir topçu!
motivatör Kemal G. (biraz ağırdır, serttir ama maç boyunca sadece kendi takımının değil rakip takımın oyuncularının telefonlarına da Kadir İnanır stili motivasyon mesajları atar) ve Angaralı Kıvanç'ın (sert eleştiririz ama hem hızlıdır hem de büyük golcüdür, oyunu renklendirir) yoklukları maçı bu kadar etkiliyorsa, kimse kusura bakmasın yönetim de Hüsnü Paşa da oturup bir düşünecek ve kendilerine şu soruları sorup dürüstçe cevap verecek: "biz nerede hata yapıyoruz? neden orta sahadaki en büyük yıldızımız, maçın tadı tuzu olacak Erdoğan'ı doğru dürüst doktorlara değil de kırık çıkıkçılara gönderdik, şimdi de sahalara döndüremiyoruz?"
şimdi anladınız mı "gidilmemiş maçın yazısı mı olur ulan" diyeceklere neden çıkıştığımı? gitseydik ne görecektik ki?!
Tribün Eksperi Abbas / Al Vurunu Bir Ötekine
![]() |
| Abbas Balaban |
Arabamı kapalı otoparka bırakmış basın tribününe tam yönelmiştim ki, benim kuşlardan biri sağımdaki ağacın tepesinden cik cik cik, bana bir şey ötüyor. Gittim yanına, anlattı:
Kadrolar açıklandıktan sonra, Müçübey Canbey'in yanına sokulmuş, şöyle demiş: "O Kıvanç niye ileride duruyor kardeşim? O orada duracaksa ben de topu ona atarım."
Bizim Nartallo kılıklıyı diyor, hani Lömer'in getirdiği forvetimsi... Uzun topu alacak, indirecek, vurucak... Güldürmeyin beni. Kafa vursa ağlayarak hastaneye koşacak bir forvet. Buna top şişirmekten bahsediyor Müçübey. Kadrolara baktığımda ismini göremedim, herhalde kestiler sonunda çocuğu...
Bu meseleyi kafamda tartarken müsabaka başladı. Bir de ne göreyim?
Önlüksüzler Mete diye bir sol bek getirtmiş, adam sol tribünün önünde 4 dakika geçirdiyse, karşı tribünün önünde 44 dakika geçirdi, anlayın siz takımın halini.
Tabii savunmanın dengesi bozulunca, herkesin yeri oynamaya başladı. Bir ara bir de baktım sağ bek Kerem L. sol açıkta, sol bek Mete zaten orta sahada 10 numara dolaylarında, Canbey forvete gitmiş, Hüsnü Paşa forvetin de ilerisinde, neredeyse rakip kalenin arkasında. Bir Suatbey'i beğendim, bu dağınıklıkta disiplinini 90 dakika korudu.
Rakip güçlüydü evet, yenmesi beklenirdi evet, ama böylesi sürklase edeceklerini kim tahmin edebilirdi? Doğrusu çok hayal kırıklığına uğradım. Canbey, olmuyor! Böyle giderse sonun Lömer'den beter olacak. Bak, nerede şimdi o meşhur Lömer?
Anket Sonucu / Durumdan memnunuz!
Bu hafta önemli bir konuyu halkın oyuna sunduk: Kadrolar nasıl oluşturulacak? Kamuoyu, mevcut sistemden memnun olduğunu bildirdi. Yani Canbey hazırlamaya devam etsin dedi.
Kullanılan toplam 13 oy, şimdiye kadarki en yüksek katılıma da işaret ediyor; bu da mevzunun önemini vurgulayan sosyo psikolojik etmenlerden biri. Ancak yetkililer 13 oyun, maçlara 16 kişi çıkan, kadrosunu 20 kişilik bir geniş kadro içinden çıkaran bir halı saha teşekkülü için hâlâ az olduğu kanaatini dile getiriyor.
Bu 13 oyun 7'si, mevcut sistemin devamından yana. Azımsanamayacak 3 kişi yönetimin hazırlamasını ve Hüsnü Beyin onayına sunmasını istiyor. Yani belirgin bir üst denetim beklentisi var. Ancak onayı sorulacak Hüsnü Paşa'nın bu gibi durumlarda otomatik olarak "benim için farketmez, şimdiye kadar hiç itiraz etmedim," demesi, akılları karıştırıyor. Buna karşılık çeşitli vesilelerle onaylamadığı kadroları yakın çevresiyle paylaştığı, "hep benzer kadrolar kuruluyor", yahut "ozan, fırat, erkan hepsi karşı tarafta" gibi serzenişlerde bulunduğu da kulislerde konuşulan konular arasında.
Maç öncesi birlikte yapılsın diyen 1 marjinalle (Canbey olduğu öğrenilmiştir), her hafta başka biri hazırlasın diyen iki kişi, toplandığında üç kişi, mevcut sisteme itiraz ediyor. 10'a 3 şeklinde tecelli eden oranlar ikinci bir oylama yapılması zaruretini şimdilik ortadan kaldırmıştır. Bu durumda, mevcut sistem devam edecek, kamuoyundaki huzursuzluk arttığı takdirde ise yeniden bir oylama yoluna gidilecektir.
Canbey hazırlamaya devam etsin
7 (53%)
Her hafta başka biri hazırlasın
2 (15%)
Kurayla yapılsın
0 (0%)
Maç öncesi birlikte yapılsın
1 (7%)
Müçü hazırlasın
0 (0%)
Yönetim hazırlasın, Hüsnübey'in onayına sunsun
3 (23%)
29 Ocak 2014 Çarşamba
Müsabaka kadrosu*
Salı günü saat 17:00 sularında 14 kişilik başvuru kotası kapandıktan sonra oynama isteklerini yönetim kurulumuza ileten Kemal G. ve Sami beylerin de katılımıyla, 16 kişilik kadro teşekkülü meydana gelmiştir. Bu 16 kişi, 29.01.2014 tarihli müsabaka için aşağıdaki şekilde dizilmiştir. Kamuoyunun dikkatine sunar iyi maçlar dileriz.
* Ada vapurlarının iptal olması nedeniyle Kemal Bey kadrodan çıkmış, bunu dengelemek için gribal tehdit altındaki Kıvanç Beye de izin verilmiştir. Kadro, her ikisi çıkarıldıktan sonra kalan şekliyle kabul edilmiştir.
23 Ocak 2014 Perşembe
Hurşut'ça... / MAZERET YOK!
![]() |
| Hurşut Atamayır |
Takımda sistem değiştirmek isteniyor ve bunda ısrar ediliyor. Bana göre çok büyük hata yapılıyor. Elindeki kadro kalitesinin 3‘lü defans oynaması mümkün değil. Rakibin her atağı, kalende gol tehlikesi oluyor.
Önlüksüzler çok büyük bir kulüp. Çok da kaliteli futbolcuları var. Ama futbolun kalitesine gelince hiçbir takıma bu kadar mahkum oynamamalı. Dilerim, Bombacı Hüsnü bu yanlışlardan vazgeçer.
Defans, evlere şenlik. Cem'den stoper yaratmak isteniyorsa, bu mümkün değil. Kemal Gökhan, herhalde formasını garanti gördüğü için bir türlü tempo kazanamıyor. Fırat bu takımda kalmalı diyoruz, Erdoğan'ın olmadığı bir maçta Hasan'ın oyuna ağırlığını koymasını bekliyoruz. İnanç'tan ve Müçü'den bahsetmiyorum. Hele Müçü! Bir futbolcu bu kadar mı kötü oynar?
Takım 4-4-2 oynadığı zaman defans hataları bu kadar sırıtmıyor. Bu tempoyla Önlüksüzler için çok zor geçecek sezon.
Önlüklülere gelince, Can B. takımı toparlamış. İyi mücadele ediyorlar.
Anket Sonucu / YAŞASIN YENİ UYGULAMA!
Geçen hafta yeni dijital sistemimizi oylamaya açmıştık. Katılım 12 oldu (bir önceki haftaki 11'e göre bir fazla katılım, tatmin edici bir ilerleme sayılmaz, dikkat!). Diğer yandan uygulamamızın 12'de 12 destek görmesi sevindirici. 5 kişi "Çok iyi fikir" derken, 1 kişi "onaylıyorum" diye net konuşmuş. 2 kişi "benim niye aklıma gelmedi" diye, coşkusunu da olaya katmış. 4 kişi ise temkinli davranıp, onayının yanına şüphesini de eklemiş.
Bu sonuçlara bakarak, biz de uygulamamızı devam ettirme kararı almış bulunuyoruz. Önümüzdeki pazartesiden itibaren, sitemizde görüşmek üzere...
Bu sonuçlara bakarak, biz de uygulamamızı devam ettirme kararı almış bulunuyoruz. Önümüzdeki pazartesiden itibaren, sitemizde görüşmek üzere...
Onaylıyorum
1 (8%)
Çok iyi fikir
5 (41%)
Benim niye aklıma gelmedi!
2 (16%)
Şüpheliyim ama deneyelim
4 (33%)
Tribün Eksperi Abbas / İÇ SAVAŞ
![]() |
| Abbas Balaban |
Müçübey Can beyin yanına gidip esame listesine itiraz ediyor ve Fırat-Bahadır-Hasan üçlüsünü ayırmak gerektiğini, bu şekil çok güçlü olduklarını söylüyor. Bunun üzerine Canbey Müçübey'i o takıma gönderip, oradan Erkan Bey'i alıyor...
Arkasından, Müçübey Canbey'e yaklaşıp soruyor; "gollü maç olur mu?"
"Olmaz," diyor Canbey, "bizim takım az yer, az atar"...
Maçın özeti diyebiliriz: Maç karşılıklı ve çok hızlı iki golle başlıyor ama sonrasında taşlar yerine oturuyor. Canbey'in takımı iyi savunma kötü hücum anlayışından vazgeçmiyor. Değil topu hücum oyuncularına aktarmak, defanstan, hatta kaleciden dahi çıkarmakta sıkıntı çekiyorlar. Erkan Bey malum, bir Maradona değil, ama Ozan Bey olsun, Osman Bey olsun, daha önde Canbey olsun, top kullanma becerileri sıfıra yakın.
Buna karşılık savunmada çok maharetli bu takım. İslam Çupi vaktiyle yazmıştır, "Canbey'in takımının savunmasının arasına girdiğinizde asit kuyusuna düşmüş gibi olursunuz."
En iyi savunma hücumdur düsturuna hiç inanmam, en iyi hücum savunmadır, benim tercihim. Canbey'in takımı savunma becerisinin getirdiği kontratak fırsatlarında, kazma olsa atacağı gollerle skoru yavaş yavaş tesis ediyor... Ve tabii rakip takımda sinirler bozuldukça bozuluyor. Önce Müçübey, ardından Cembey, sonra da beklendiği gibi Hasanbey oyundan düşüyor.
Böylece senaryo tam olarak Canbey'in istediği şekle bürünüyor, rakip takım oyunu bırakıp iç savaşa başlıyor ve son dakikalarda Hüsnübey'in tarihe geçecek terk-i saha hamlesiyle, başlar eğik ayrılıyorlar sahadan.
Ezcümle, Canbey'in takımını beğendim. Yıldız oyunculardan kurulu rakip takım ise, büyük hayal kırıklığıydı. Rakip takımın savunmasını açamayınca, dağıldılar.
20 Ocak 2014 Pazartesi
Mahmut Bavulsu bildiriyor / Pensilvanya'dan haber var
![]() |
| Mahmut Bavulsu |
Ümit Bey'in mektubunda önemli hususlara dikkat çektiği görülüyor. Özellikle "Hüsnübey'in peşinden gitme hadisesi olmaksızın 25 yıldır süregelen bu fedakârane meşguliyetin derinde yatan sebeplerini ve saiklerini kavramak imkânsızdır," sözleriyle, İletişimspor'un mevcut yönetimini kibarca ikaz ettiği dikkatlerden kaçmıyor. Mektubun tamamını yayımlıyoruz.
En sondaki "Hüsnübey'in makamına göz dikenlerin cezasını zaten Allah ilk fırsatta verecektir. Millet Hüsnübey'in peşindedir ve bilgisayarların dehlizlerinde önderini ve ufkunu kaybetmeyecektir" ibaresiyle birlikte mektubun genel üslubu, yönetim tarafından bir tehdit olarak görüldü. Zira bugün ilerleyen saatlerde, İletişimspor yönetim kurulu, basın danışmanlığı aracılığıyla şu açıklamayı yaptı:
"Kıymetli futbolcu arkadaşlar,
Fahri Başkanımız Hüsnü Paşa'dan, İletişimspor'un salt "idari işlerini", vekaleten devraldığımız, malumunuzdur. Führerimizi başkanlığa getiren onun bunun iradesi değil, milletimizin iradesidir, idaresini, o her şeye yetişemediği için, devralmışızdır. Bayrağı taşır, gerektiğinde bırakırız, koltuk sevdalısı değilizdir.
Hal böyleyken, son günlerde Pensilvanya'daki muhterem, fetva buyurmaya başladı. Karanlık ininden gönderdiği satırların, Führerimizle onun sadece izinden giden müritleri olan bizlerin arasına nifak sokmaktan başka bir amaç gütmediği açıktır. Bunun bir darbe girişimi olduğu, sadece milletine hizmet sevdasında olan bizleri illegal yöntemlerle devirmeyi amaçladığı su götürmez bir gerçekliktir. Ama bizler burada olduğumuz sürece, hiçbir paralel devlet yapılanmasına izin vermeyeceğiz. Bunu tüm kamuoyunun bilmesini istirham ediyoruz.
Derin saygı ve hürmetle,
K&C"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












