13 Şubat 2014 Perşembe
10 Şubat 2014 Pazartesi
12.02.2014 tarihli müsabaka kadrosu*
* Kendini iki kere işaretleyen Bahadır'ın ikinciyi kendini silmek için yaptığı anlaşılmış ve kadro 12 kişide kalmıştır. Akabinde, bundan sonra maçlara devamlı geleceğini bildirmek üzere arayan Kadir Abbas ve Şiar'la 14 kişi tamamlanmıştır.
7 Şubat 2014 Cuma
Hurşut'ça... / MİLYONLUK EŞEKLER...
![]() |
| Hurşut Atamayır |
kadrolar 7'şerden açıklanmasına rağmen sahaya çıkan 12 kişi görünce "noluyor" dedik. her gün yeni icat çıkaran federasyon yeni bir uygulama yapmıştı da haberimiz mi yoktu? üstelik saha kenarında da teknik direktör olduğu iddia edilen bir zat dikeliyor. meğer takıma dışarıdan sokulan, Kerem L.'nin arkadaşı olan çocuk geç kalınca Kerem L. onu aramaya gitmişmiş. eee, sen kendi özkaynaklarını bu kadar kolay harcarsan dışardan gelen adama böyle muhtaç olursun işte.
yeri gelmişken yönetime soralım: Erdoğan? nerede bu adam? madem oynatmayacaksınız feshetsenize sözleşmesini. kulüp babanızın malı tabii, harcayın milyon dolarları. hoş, güya sözleşmesi olanlar da tatilde: Müçü bey Fin diyarlarına Noel babayla görüşmeye gitmiş, Suat bey Bayrampaşa'da buz pateni yapıyormuş... haa bir de Mete bey var, toplantısı çıkmış! Türk filmlerinden çok iyi biliyoruz, "canım, sen beni yemeğe bekleme toplantım uzayacak" diyenleri...
maça dönelim, altıya altı oynanırken 2-1 üstünlüğü vardı önlüksüzlerin. ne zaman ki, Abbas Balaban'ın "bu adam maçın kaderini belirler" dediği o geç kalan çocuk önlüklülerdeki yerini alıp Bombacı Hüsnü önlüksüzlere dönüş yaptı, işler değişti. sahiden de o çocuk maçın kaderini belirledi ama Bombacı Hüsnü'nün önlüksüzlere geçmesine vesile olarak!
halbuki sen bir kişi fazlasın, sahaya zaten 1-0 galip çıkmışsın yani; maçı 2-1'e getirmişsin; uzun namlulusundan tut, bombacısına kadar her türlü silah var elinde ama bunları kullanmayı bilen bir komutan olmadıktan sonra neye yarar? yılanın başını küçükken ezmezsen olacağı böylesi bir mağlubiyet işte. çünkü rakip "inançlı", galibiyet yemini etmişler. e, sende dağınıklık, kendini bilmezlik, şuursuzluk... üstüne bir de Bombacı Hüsnü'nün sakatlığı, oh ballı lokma tatlısı...
maçın neticesinde o eksik takım resmen madara etti artistlik puanı yüksek önlüksüzleri. nasıl bağırmam, nasıl haykırmam: "milyonluk eşekler"...
6 Şubat 2014 Perşembe
SON DAKİKA / HÜSNÜ PAŞA'DAN KÖTÜ HABER!
(İSHA) Dün oynanan karşılaşmada sakatlanarak oyundan çıkan Hüsnü Paşa'nın durumunun ciddi olduğu ortaya çıktı.
Paşa'nın uzun bir süre sahalardan uzak kalması bekleniyor.
Dün oynanan müsabaka esnasında sakatlanarak oyundan çıkan Hüsnü Paşa'nın durumunun ciddi olması ihtimali taraftarlarını korkuttu.
Dünkü müsabaka esnasında şut çekmek için çoğu zaman yaptığı gibi ayağını boşa sallayan Hüsnü Paşa'nın arka adalesinde çekme meydana geldi. Acı içinde kıvranan ünlü futbolcunun saha kenarında gözyaşlarına hakim olamaması izleyenleri duygulandırdı. Paşa'nın uzun bir süre sahalardan uzak kalması bekleniyor.
"Beni Makedon hekimlerine emanet edin" diyerek akşam saatlerinde arkadaşı Napolili futbolcu Goran Pandev'in de doktoru olan Alman Wolfgang Neschter'e giden tecrübeli yıldızın durumu, MR sonuçları gelince ortaya çıkacak. Almanya'ya giderken yakaladığımız Bombacı, "Nasıl oldu anlamadım. Vurabilsem kesin goldü, vuramadım, ayağım koptu. Acım büyük. Ama biz ne sakatlıklar atlattık, bunu da atlatırız" şeklinde konuştu.
Son günlerde ortaya çıkan "darbe söylentileri-kart subayların tedirginliği-Pensilvanya" konularına girmek istemediğini söyleyen Paşa'nın, "Şimdiden uyarayım, sakatlığım nedeniyle maçlara gelemeyeceğim için çeşitli söylentiler çıkabilir. Halkımız bunlara itibar etmesin. Yönetimle son derece uyumlu biçimde çalışıyoruz" demesi de dikkat çekti.
Telefonla ulaştığımız, Paşa'nın ayda bir kaplıcalardan yararlanmak üzere mutlaka ziyaret ettiği Kuzuluk'taki fizyoterapisti ise kesin bir şey söylemenin zor olduğunu, Dr. Neschter'den haber beklediklerini, ancak Türkiye futbolunun böyle bir yıldızı kaybetmeye henüz hazır olmadığını ifade etti.
Paşa'nın önümüzdeki hafta oynanacak müsabakada yer almasının zor olduğu söyleniyor.
Paşa'nın uzun bir süre sahalardan uzak kalması bekleniyor.
Dün oynanan müsabaka esnasında sakatlanarak oyundan çıkan Hüsnü Paşa'nın durumunun ciddi olması ihtimali taraftarlarını korkuttu.
Dünkü müsabaka esnasında şut çekmek için çoğu zaman yaptığı gibi ayağını boşa sallayan Hüsnü Paşa'nın arka adalesinde çekme meydana geldi. Acı içinde kıvranan ünlü futbolcunun saha kenarında gözyaşlarına hakim olamaması izleyenleri duygulandırdı. Paşa'nın uzun bir süre sahalardan uzak kalması bekleniyor.
"Beni Makedon hekimlerine emanet edin" diyerek akşam saatlerinde arkadaşı Napolili futbolcu Goran Pandev'in de doktoru olan Alman Wolfgang Neschter'e giden tecrübeli yıldızın durumu, MR sonuçları gelince ortaya çıkacak. Almanya'ya giderken yakaladığımız Bombacı, "Nasıl oldu anlamadım. Vurabilsem kesin goldü, vuramadım, ayağım koptu. Acım büyük. Ama biz ne sakatlıklar atlattık, bunu da atlatırız" şeklinde konuştu.
Son günlerde ortaya çıkan "darbe söylentileri-kart subayların tedirginliği-Pensilvanya" konularına girmek istemediğini söyleyen Paşa'nın, "Şimdiden uyarayım, sakatlığım nedeniyle maçlara gelemeyeceğim için çeşitli söylentiler çıkabilir. Halkımız bunlara itibar etmesin. Yönetimle son derece uyumlu biçimde çalışıyoruz" demesi de dikkat çekti.
Telefonla ulaştığımız, Paşa'nın ayda bir kaplıcalardan yararlanmak üzere mutlaka ziyaret ettiği Kuzuluk'taki fizyoterapisti ise kesin bir şey söylemenin zor olduğunu, Dr. Neschter'den haber beklediklerini, ancak Türkiye futbolunun böyle bir yıldızı kaybetmeye henüz hazır olmadığını ifade etti.
Paşa'nın önümüzdeki hafta oynanacak müsabakada yer almasının zor olduğu söyleniyor.
Tribün Eksperi Abbas / HAYSİYET MÜCADELESİ
![]() |
| Abbas Balaban |
Kadrolar elime geldiğinde çok şaşırdım: Bizim takım 6 oyuncuyla çıkıyor 7 kişi karşısına. Neden dedim, Metebey gelememişler. Metebey, şu geçen hafta takımı yakan sol bek (!) Dedim, sakıncası yok o zaman. Ama şaşkınlığım bununla da bitmedi. Bütün hafta antremanlarda göz dolduran Hasan'dan bu maçta çok şey bekliyordum ama o da yoktu. Meğer, vefat eden amcası için memleketi Hakkari'ye gitmiş, yerine de Murat diye bir genç transfer edilmiş. Yanımda oturan meslektaşım Hurşut'a maçın kaderini bu gencin performansı belirler dedim; güldürme beni dedi, belli ki çok güveniyordu yedi kişilik takımına.
Bir sürpriz de, milli takımlar sorumlusu Ümit Metin beyin müsabakayı izlemeye gelmiş olmasıydı. Onun gözüne girmek için futbolcuların üst düzey performans sergileyeceklerini düşünerek keyiflendim. Bir yandan da, belirli bir kişiyi izlemeye geldiğini düşünüyordum, sonradan anlaşıldı, Murat adındaki genci izlemeye gelmiş. Eh, benden söylemesi, bu genç yakında kendini milli takımda bulursa kimse şaşırmasın.
Müsabaka dengeli başladı. Yedi kişilik rakip takım oyuna ağırlığını koymaya başlamıştı ki, Hüsnü ve Nartallo kılıklıdan oluşan çift forvete Sezar'ın da eklenmesiyle, dört kişilik bir takım olarak kaldılar. Direnç merkezleri Ozan da kalede olunca, bizim altı genç kontrolü ele geçirdi. Sağdan, soldan, ortadan, her yerden akın akın geliyorlardı. İnançbey hayatının maçını oynadı, Kerembeyler defansı toparladı, Erkanbey ileri geri çalıştı, Cembey jenerik gollerle zevkimizi pekiştirdi, biz de dört köşe olduk yerimizde.
Tabii bizim Hurşut'un hali pek de öyle değildi, gülümsemesi yerini önce hayrete sonra da boğuk bir homurtuya bıraktı, müsabaka sonunda elini sıkarken yüzü mosmor olmuştu: "Resmen d....tılar bizi" diyerek çıktı gitti.
Yerim müsait olsa daha çok anlatırdım, altı kişiyle haysiyet mücadelesi veren bizimkiler, destan yazdılar resmen. Hele Cembeyin golünü anlatmaya kelimeler yetmez. Ama burada keseyim, rakip takımı da daha fazla rencide etmek zorunda kalmayayım.
5 Şubat 2014 Çarşamba
05.02.2014 tarihli MÜSABAKA KADROSU*
* Amcasının vefat etmesi dolayısıyla Hakkari'ye gitmek zorunda kalan Hasan son dakikada kadrodan çıkmış, yerine Kerem L. eşrafından Murat nam oyuncu yerleştirilmiştir.
Fakat daha ilerleyen saatlerde bu defa Metebey ani bir toplantısını (!) mazeret göstererek kadrodan çıkmış ve yeri doldurulamamıştır. Bunun üzerine kadro revize edilmiş, Hüsnübey'le Erkanbey ve Sezarbey'le İnançbey yer değiştirmiş ve aşağıdaki şekil ortaya çıkmıştır.
Beyazlar: Sami, Sezar, Osman, Can, Kıvanç, Hüsnü, Ozan.
Renkliler: Cem, Kerem L., Kerem Ü., Murat, Erkan, İnanç.
ANKET SONUCU / UNUTULURSUN, AKILLI OL
![]() |
| Erdoğan gençken... |
Ankete katılım, her hafta bir kişi olmak üzre, artan bir grafik izleyerek bizi memnun ediyor. Bu hafta 14 kişiyle, geçen haftaki 13'lük rekoru kırmış olduk.
Belirgin bir gündem maddesi bulamadığımız için bu hafta "Erdoğan'a söylemek istediğiniz bir şey var mı?" diye sorduk kamuoyuna. Sonuçlar şaşırtıcıydı:
14 kişinin yedisi, yani % 50'si, Erdoğan'ın kim olduğunu hatırlayamadı. Gözden ırak, gönülden ırak olur demişler, insan merak ediyor, futbol bu kadar mı vefasız olmak zorundadır. Evet, futbolda dün yoktur bugün vardır ama... Erdoğan gibi bir yıldız da bu denli mi çabuk unutulur?
Kendisini hatırlayan yedi kişi ise duygularını çeşitli şekillerde ifade etmek istemiş: 3 kişi geçmiş olsun dileklerini iletiyor buradan, duydun mu Erdoğan?
İki kişi -muhtemelen geçmiş olsun dileklerini telefonla iletmiş- özlediklerini beyan ediyorlar.
İki kişi ise, belli ki sakatlıktan habersiz, büyük ustanın yine arabasını çıkaramadığını, müsabakalara o nedenle iştirak edemediğini sanarak, ustaya sesleniyorlar: çıkaramadın mı arabayı?
Şimdi asıl merak edilen, bu 14 kişinin içinde Erdoğan da var mıydı? Vardıysa, hangi şıkkı seçti?
İletişimspor muhabiri Mahmut Bavulsu bu konunun peşini bırakmayacaktır.
Geçmiş olsun Erdocum
|
3 (21%)
|
O kimdi ya?
|
7 (50%)
|
Garajda mı kaldın abi?
|
2 (14%)
|
Özledim be yaa.
|
2 (14%)
|
4 Şubat 2014 Salı
31 Ocak 2014 Cuma
Mahmut Bavulsu Bildiriyor / KART SUBAYLAR TEDİRGİN
![]() |
| Mahmut Bavulsu |
Hükümet Hüsnü Paşa'nın vesayeti altında mı?
Malumunuz, Hüsnü Paşa'nın kurup bugünlere getirdiği İletişim futbolunu bugün demokratik yollarla iktidara gelmiş Can & Kıvanç ikilisi yönetiyor. Bu ikili, kurulu düzenin bazı taşlarının yerini değiştirmeye başladıkça, süregiden iyi hava yerini fırtınaya bırakmaya başladı. Bunun ilk işaretlerini kadro başvuru sisteminin pazartesi mi çarşamba mı açılacağı hususu ortaya döküldüğünde gördük. Yönetimle yaşanan tartışmada elbette gözler Hüsnü Paşa'ya çevrilmiş, Hüsnü Paşa da çarşambadan yana olduğunu bildirerek yönetime tokat gibi bir cevap vermişti. Krizin ilk dakikalarında yönetimin bocaladığını gören otoriteler Hüsnü Paşa'nın vesayet rejiminin devam ettiği yolunda açıklamalar yapmaya başladı. Ancak kısa süre sonra yönetimin orta yolcu bir tutum takınarak, bir yandan tavrından pek geri adım atmadığı ancak öte yandan Hüsnü Paşa'yı selamlamayı da ihmal etmediği görüldü.
Pensilvanya'dan gelen mektup
Tüm bu karmaşa içinde zaman zaman kendi kurduğu televizyon kanalından da yayın yapan Pensilvanya'dan Ümit Hoca Efendi'nin (ki, hükümet, bu yayınların zaman zaman İletişimspor sitesinde "yorumlar" kısmında kaçak yayınla gösterildiğini de tespit etmiş durumda) kaleme aldığı bir mektubun ortaya çıkması gündeme bomba gibi düştü. Burada, Hoca Efendi, Hüsnü Paşa'yı ve onun değerlerini övüyor, yönetimi ise toplum için bir tehlike olmakla suçluyordu. Mektubun satır aralarında, bu yönetime kalırsa İletişim futbolun kısa zamanda ortadan kalkacağı bile okunuyordu. Bunu haber yaptığımız gün yer yerinden oynamıştı (http://iletisimspor.blogspot.com.tr/2014/01/mahmut-bavulsu-bildiriyor.html).
Üç kontenjanlı duayen
Bugün elimize geçen ikinci bir mektubu yayınlıyoruz. Bu mektup da öncekinden daha az vahim değildir. Bu sefer "Üç kontenjanlı duayen" imzasıyla Hüsnü Paşa'ya gönderilen mektupta, açıkça yönetimi devirme özlemi yattığı, Hüsnü Paşa'nın göreve çağrıldığı, hatta duruma el koymadığı ve nispeten yumuşak bir tutum sergilediği için son derece sert kelimelerle eleştirildiği görülüyor.
Mektupta söz konusu üç kişinin adı da yer alıyor ancak sorumlu habercilik anlayışımız gereği isimleri gizliyoruz.
İşte o mektup:
![]() |
| İmzaları yayımlamadığımız mektupta oldukça sert ifadeler dikkat çekiyor. |
30 Ocak 2014 Perşembe
Hurşut'ça... / GİTSEYDİK NE GÖRECEKTİK Kİ?!
![]() |
| Hurşut Atamayır |
ara transferden yararlanmak üzere ülkemize gelen Sierra Leone'de yaşayan bir akrabamızın oğlunu çeşitli kulüplerle görüştürdüğümden maça gidemedim (çocuk çok iyi; hızlı, yetenekli, güçlü, atletik... alan kazanır). televizyon da maçı vermiyordu tabii. yeri gelmişken yönetime bir soru soralım: İletişimspor maçları ne zaman televizyonlarda yer bulacak acaba? bugün hanki kanalı açsan karşına muhtelif lik'lerden maç çıkıyor ancak İletişimspor yok, yok, yok. para meselelerine çok da girmek istemiyorum aslında ama takımın gelirlerini topçulardan topladığınız 10 lirayla arttıramazsınız, biraz "innovative" olacaksınız.
neyse, saatime bakıp maçın sonunun geldiğini görür görmez telefona sarılıp arkadaşları aradım. ama neler duyuyorum? kötü, tatsız tuzsuz, zevksiz bir maç... "iyi ki gelmedin, paran cebinde kaldı Hurşut abi" diyor ismi bende saklı bir futbolcu. düşünün, bunu diyen bir topçu!
motivatör Kemal G. (biraz ağırdır, serttir ama maç boyunca sadece kendi takımının değil rakip takımın oyuncularının telefonlarına da Kadir İnanır stili motivasyon mesajları atar) ve Angaralı Kıvanç'ın (sert eleştiririz ama hem hızlıdır hem de büyük golcüdür, oyunu renklendirir) yoklukları maçı bu kadar etkiliyorsa, kimse kusura bakmasın yönetim de Hüsnü Paşa da oturup bir düşünecek ve kendilerine şu soruları sorup dürüstçe cevap verecek: "biz nerede hata yapıyoruz? neden orta sahadaki en büyük yıldızımız, maçın tadı tuzu olacak Erdoğan'ı doğru dürüst doktorlara değil de kırık çıkıkçılara gönderdik, şimdi de sahalara döndüremiyoruz?"
şimdi anladınız mı "gidilmemiş maçın yazısı mı olur ulan" diyeceklere neden çıkıştığımı? gitseydik ne görecektik ki?!
Tribün Eksperi Abbas / Al Vurunu Bir Ötekine
![]() |
| Abbas Balaban |
Arabamı kapalı otoparka bırakmış basın tribününe tam yönelmiştim ki, benim kuşlardan biri sağımdaki ağacın tepesinden cik cik cik, bana bir şey ötüyor. Gittim yanına, anlattı:
Kadrolar açıklandıktan sonra, Müçübey Canbey'in yanına sokulmuş, şöyle demiş: "O Kıvanç niye ileride duruyor kardeşim? O orada duracaksa ben de topu ona atarım."
Bizim Nartallo kılıklıyı diyor, hani Lömer'in getirdiği forvetimsi... Uzun topu alacak, indirecek, vurucak... Güldürmeyin beni. Kafa vursa ağlayarak hastaneye koşacak bir forvet. Buna top şişirmekten bahsediyor Müçübey. Kadrolara baktığımda ismini göremedim, herhalde kestiler sonunda çocuğu...
Bu meseleyi kafamda tartarken müsabaka başladı. Bir de ne göreyim?
Önlüksüzler Mete diye bir sol bek getirtmiş, adam sol tribünün önünde 4 dakika geçirdiyse, karşı tribünün önünde 44 dakika geçirdi, anlayın siz takımın halini.
Tabii savunmanın dengesi bozulunca, herkesin yeri oynamaya başladı. Bir ara bir de baktım sağ bek Kerem L. sol açıkta, sol bek Mete zaten orta sahada 10 numara dolaylarında, Canbey forvete gitmiş, Hüsnü Paşa forvetin de ilerisinde, neredeyse rakip kalenin arkasında. Bir Suatbey'i beğendim, bu dağınıklıkta disiplinini 90 dakika korudu.
Rakip güçlüydü evet, yenmesi beklenirdi evet, ama böylesi sürklase edeceklerini kim tahmin edebilirdi? Doğrusu çok hayal kırıklığına uğradım. Canbey, olmuyor! Böyle giderse sonun Lömer'den beter olacak. Bak, nerede şimdi o meşhur Lömer?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














