![]() |
| Hurşut Atamayır |
Bahçelievler, İstanbul’un Avrupa yakasındadır. güneyden Bakırköy’e, batıdan Küçükçekmece’ye, kuzeyden Bağcılar’a ve doğudan Güngören’e komşudur. 1992 yılında Bakırköy’den ayrılarak ilçe olmuştur. yüzölçümü 16.7 kilometrekaredir. Bahçelievler İlçesi, Cumhuriyet, Çobançeşme, Fevziçakmak ve Hürriyet mahallelerinin Yenibosna bölgeleri, Kocasinan, Siyavuşpaşa, Soğanlı, Şirinevler, Yenibosna, Zafer ve Bahçelievler olmak üzere 11 mahalleden oluşmaktadır. Bahçelievler’e bağlı bucak ve köy yoktur. 1950’li yıllara kadar bugün Bahçelievler ilçesinin bulunduğu bölgede Kocasinan ve Yenibosna köyleri vardı. Bahçelievler’in bulunduğu kesim, Bakırköy’ün O-1 karayolunun (eski E-5) kuzeyine doğru büyümesiyle oluşmuştur. Bahçelievler’in nüfusu da, komşu ilçelerinin nüfusu gibi, 60’lı yıllardan itibaren çok hızlı bir artış gösterdi. 1960 yılında 8.500 olan nüfus, 5 yıl sonra 1965 yılında 20.881’e çıktı. 1975 yılında ise Bahçelievler’in nüfusu 100 bini aşıyordu...
peki ben ne arıyordum Bahçelievler'de? seyyah yanım ağır bastı da, birileri gibi maçı seyretmeye gitmeyip "adammm sen de, yediğim içtiğim yerden üç-beş bir şey uydurur yazarım" mı dedim? tabii ki hayır. sabredin, anlatacağım.
maça gittim. Angaralı Kıvanç'ın çektiği ıstıraba tanık oldum, gözlerim doldu: zayıf haline aldırmadan mükemmel bir şema kurmuşsun, takım saat gibi işliyor, tiktak sesleri Can B. ve arkadaşlarının kulaklarında çınlıyor, durum 3-0 olmuş bile. Romalı Sezar'ın sesi kesilmiş, domates güzeli Hasan kızarmış, toktor Kerem L. "bari uzmanlık sınavlarına çalışayım" moduna geçmiş, Müçü efendi silik, Hüsnü Paşa'yla uzun Erkan maçtan önceki atıp tutmaları boğazlarına kaçacak diye üzgün...
fakat o da nesi, Kadir Ab'bey olsun, İnanç efendi olsun pozisyonlarını muhafaza etmiyorlar, laylaylom havasına girmişler. genç Resul zaten geçen hafta siteye koyulan resimden belli aklını futbol dışı ışıltılı dünyalara kaptırmış. Fırat efendi zaten Resul'un abisi, yani... Bahadır'ı beğendim ama ne yapsın çocuk.
velhasıl kağıt üstünde gözüken sahaya da yansıyıverdi. rakip takım galibiyeti aldı. aldı almasına ama o kadar fark yapmışken sanki kupa alacakmışcasına yakalandıkları "daha çok atalım hırsları" beni o kadar kederlendirdi ki, daha fazla dayanamayıp maçı terk ettim.
arabayı vurdum Londra Asfaltı'na. fakat Uzun Adam'ın konvoyuna denk gelince ilerlemek mümkün olmadı. bir ara dalmışım, baktım konyovla birlikte Bahçelievler'e kadar gelmişiz. "şuradan sağ sol yapıp kaçayım" derken bu sefer Çare Sarıgül otobüsleri sıkıştırdı, "aman abi bir yere bırakmayız"... gençlerin hatırını kıracak değildim. Süreyya efendiden gelen teklifi de geri çevirmedim. Devlet reis "bunlar hortumu gendilerine bağladılar, gendilerine, ne hortumu ganalizasyon borularını" derken yeter artık yahu deyip ayrıldım Bahçelievler'den. gelişimiz de bu saati buldu işte...









