15 Mayıs 2014 Perşembe
14 Mayıs 2014 Çarşamba
14.05.2014 tarihli müsabaka KADROSU ve KAPTANLARI
Bu hafta da 14 kişilik tam katılım idare heyetimiz nezdinde bir memnuniyet yaratmıştır. Bu on dört kişiye ek olarak, uzun vadeli oyuncu ihtiyacımızın karşılanması bakımından iki genç arkadaşımız* kadroya dahil edilmiş ve bu haftaki kadro 16 kişi olarak tanzim edilmiştir.
Ancak kaptanlık çekilişine kadim 14 kişi katılmışlardır ve çekiliş saat 14:30'da, idare binamızda, şahitler ve noter huzurunda yapılmıştır. Aşağıda çekilişin yayınını izleyebilirsiniz:
Bu çekilişe göre, ilk seçme hakkı Kadir Ab'bey de olmak üzere, Kadir ve Cem beyler kaptan seçilmişlerdir. Kadro ve kaptanlar listesi aşağıdaki gibidir.
* Kaptanlar, genç arkadaşlarımız Ulaş ve Samet'i, koşan oyuncular olarak düşünmelidir.
Ancak kaptanlık çekilişine kadim 14 kişi katılmışlardır ve çekiliş saat 14:30'da, idare binamızda, şahitler ve noter huzurunda yapılmıştır. Aşağıda çekilişin yayınını izleyebilirsiniz:
Bu çekilişe göre, ilk seçme hakkı Kadir Ab'bey de olmak üzere, Kadir ve Cem beyler kaptan seçilmişlerdir. Kadro ve kaptanlar listesi aşağıdaki gibidir.
* Kaptanlar, genç arkadaşlarımız Ulaş ve Samet'i, koşan oyuncular olarak düşünmelidir.
13 Mayıs 2014 Salı
12 Mayıs 2014 Pazartesi
11 Mayıs 2014 Pazar
Hurşut'ça... / EUROVISION, MFHÖ ya da "BENİ ANLAMADIN YA..."
![]() |
| Hurşut Atamayır |
gençliğimizin Eurovision'u yok tabii artık: bir zamanlar miletçe bir milli maça çıkar gibi hazırlanır; oyuncularımızı, pardon, şarkıcılarımızı milletçe motive eder; "bu sefer tamamdır" derdik.
hiç unutmam, arkadaşlarım Mazhar-Fuat ve Özkan'la birlikte katıldığımız ilk Eurovision'da, sene 85, Diday Diday Day'ı söylemişiz. alkış kıyamet. salon yıkılıyor. yanımızdan gelip geçen "day day" deyip duruyor, gülüyor. biz "oldu bu iş" derken tamamen hakem hataları sonucu 14. olduk.
yılmadık, özellikle Mazhar'la yaptığımız görüşmelerde "bu adamlar bizi anlamadı" dedik, 88 Eurovision'u için yeni bir şarkı yaptık: Sufi. "bu sefer kesin oldu" diyorduk. heyhat, verilmeyen bir penaltı, yine hakem hataları, sonuç: 15.'lik. Avrupa bizi yine anlamamıştı.
![]() |
| grubu ilk kurduğumuzda ismimiz MFHÖ'ydü. ben ayrılınca çocuklar "MFÖ yapsak sana ayıp olur mu" dediler, "yok" dedim. hala bayramlarda, seyranlarda buluşur eski günleri yad ederiz. |
bu yenilgilerden sonra ben müziği bıraktım, çocuklar yola devam ettiler. yıllar sonra Eurovision'da başarılı sonuçlar da aldık. ne var ki, tam fitbolumuz gibi yükselişe geçtiğimiz dönemde art arda gelen mağlubiyetler şevkimizi kırdı (artık televizyon bile vermiyor neredeyse bu büyük yarışmayı. ayıptır). "bunları niye anlatıyorsun?" diyen hep oluyor, ben de hep "yazıyı bitir, görürsün" diyorum.
bu hafta bayrampaşa'da iki sabıkalı takım karşı karşıyaydı: bir tarafta ne hikmetse haftalardır tek seçici olup duran Sezar efendi, diğer tarafta motivatör, ağız burun kıran Kemal G.
Kemal G. motivasyon gücüne güvenip şapkadan tavşan çıkarmış ve İnanç'ı sağ beke çekmişti. ancak İnanç, Kemal G.'ye “beni burada oynatırsan benden bu kadar” der gibiydi. zaten Kadir Abbey duvarına toslayıp omuzunu sakatlayınca hem sahaya hem maça dönemedi... ama hocaya da topçuya da sorsan "beni anlamadılar" derler.
Angaralı Kıvanç koşuyor, mücadele ediyor. ama bal yapmayan arı. sorsan, "beni anlamadılar". Müçübey, orta saha-forvet oynayacakmış! sorsan, "beni anlamadılar". uzun bacak Can, "sen oraya sen buraya" bağırır, sorsan, "beni anlamadılar". Erkan efendi zaten anlaşılamıyor. Suat kalede iyiydi ama bir pozisyonda Hüsnü Paşa'nın ayağını eline veriyordu neredeyse, sorsan, "beni anlamadılar".
ha, onları kimse anlamadı da karşı takımı anlayan oldu mu? yok...
futbol da, futbol yazmak da ciddi iştir efendiler. "beni anlamadılar" olmaz. misal, golleri kaçıracaksın, ondan sonra "beni anlamadılar". yok yaaa! misal, o "Balaban" kaleminle 3 sayfa yazı yazacaksın, ondan sonra "beni anlamadılar". yok yaaa!!!
"beni anlamadın ya ben ona yanıyorum" anca bir Kayahan bestesi olur ki, bizden sonra 90'da Eurovision'a katıldı Kayahan, bizden de kötü bitirdi yarışmayı: 17. oldu. anlayana!!!
8 Mayıs 2014 Perşembe
Tribün Eksperi Abbas / FUTBOL VE FUTBOLCU
![]() |
| Abbas Balaban |
Neden?
Yaparsa o bina çöker de ondan!
Çökerse içindeki insanlar ölür de ondan!
İnsanlar ölürse, bunun topluma faydası nerede?
Fıkrayı bilirsiniz:
Issız adadayız... Adamın biri ameliyat olacak ama doktor yok. Bir matematikçi, bir bilgisayarcı bir de laz var. Matematikçi kendinden emin: Dalağı çıkarıp kısa bağırsağı uzun bağırsağa eklersek iyileşir diyor. Bilgisayarcı gerek yok diyor, açarız kaparız düzelir diyor. Laz kısmını unuttum.
Kahkahalarınızı duyar gibiyim sevgili okurlar...
Ben de dün maçı izlerken aynen sizin gibi, kahkahalarıma engel olamıyordum. Hele bir pozisyon var ki, gözlerimden yaşlar boşandı, oturduğum koltuktan yere düştüm Allah sizi inandırsın.
Futbol da fena halde hayata benzer derler, sevgili dostlar. İş bölümü diyorduk; futbolun gizemli evreninde de golcü ayrıdır, kaleci ayrı, stoper ayrı... Stoperden orta yapmasını beklemezsiniz, öyle değil mi?
Kaleci gol atmaya çalışırsa, komik görünür. O takım çöker, sevgili dostlar.
Ama daha ileri gideyim: belki hatta, futbolun gizemli evreninden çıkmalıyım. Zira, bir kaleci bile, eninde sonunda topla, futbolla ilgili bir bireydir. Gol atmaya çalışırsa komik duruma düşer, ama futbolun kıstası içinde komik duruma düşer...
Ya mahallenizdeki kasap gol atmaya çalışırsa?
İşte o zaman sizin de benim gibi, gülmekten gözlerinizden yaş gelir, oturduğunuz koltuktan düşüverirsiniz.
7 Mayıs 2014 Çarşamba
7.5.2014 tarihli 18. hafta müsabakası: KADRO ve KAPTANLAR
Milletimiz bu hafta da 14 kişilik tam istihdama ulaşmış ve yönetim kurulumuzu sevinç içerisinde bırakmıştır. 14 kişilik katılımın tamamının katıldığı kaptanlık kura çekimi hayli kalabalık bir şahitler grubu önünde ve noter nezaretinde yapılmıştır. Aşağıda, kaptanlar kura çekiminin tamamını izleyebilirsiniz.
Kura çekimi sonunda, kadro ve kaptanlar listesi aşağıdaki şekilde meydana gelmiştir. Tecrübeli kaptanlarımız Sezar (ilk seçim hakkını kazanmıştır) ve Kemal beyler ancak Bayrampaşa tesislerimizde bir araya gelebilecekleri için takımlar maç öncesinde belli olacaktır. Herkese iyi müsabakalar diler, sağlıksız koşulları nedeniyle bu hafta aramızda olamayan tüm futbolcu kardeşlerimize acil şifalar temenni ederiz.
5 Mayıs 2014 Pazartesi
2 Mayıs 2014 Cuma
Hurşut'ça... / BİR SELFİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
![]() |
| Hurşut Atamayır |
gençlere minnettarım, "uluslararası yılın en iyi çıkış yapan gazetecisi" ödülüne beni layık görmüşler. hayatım boyunca böyle ödülleri çok aldığım için, 10 bin kişilik salonda sahneye çıkarken duygulanmam sanıyordum. heyhat, İletişimspor blog'da yazarak bu ödülü almanın anlamı çok başkaymış... gençlere yaptığım konuşmada doğruluktan ayrılmamalarını söyleyip, çalışmanın öneminden söz ederek fitbolcularımıza, muhterem Hüsnü Paşamıza, genç yönetimimize değindim. inanılmaz ama gerçek, salondaki hıçkırık sesleri konuşmamı bastırdı. herkes fısıltıyla da olsa İletişimspor mucizesinden bahsediyordu. insanları daha fazla yıpratmamak için konuşmamı kestim. tam sahneden inerken gençler hücum etti. "illa selfi denilen şeyden yapalım" diye tutturdular, "yapalım" dedim, kıramadım. yaptık.
![]() |
| gençlerle selfi |
"bunları neden anlatıyorsun" diyenlere, "oku da gör" diyorum. ödül töreninin ardından ilk uçakla bayrampaşa'ya gelerek maçı izlemeye koyuldum. Müçübey, iki çalım atalım Bahadırbey, Kadir Abbey, Hüsnü Paşa, disko çocuğu Fırat, sakat Suat efendi'den kurulu Arcantinli Cem efendinin takımı başlarda iyi direndi ama Arcantinli'nin kafasındaki oyun planı bir türlü sahaya yansımayınca kaybettiler. çoğu duygusal isimlerden oluşan bu takım, Erkan efendinin bir makine düzeniyle işleyen takımı karşısında bir zaman sonra dağıldı.
aslında bir noktadan sonra maçı takip etmedim zaten. ödül töreninde çektirdiğimiz selfiye bakıp bakıp hislendim. zira tüm dünyanın konuştuğu, gençlerin hayran olduğu bir takımı canlı canlı izliyor, oyuncularla muhatap olabiliyor, "olummmm o öyle mi yapılır", "evladımmm koşsanaaaa", "adam al adam allll" diye bağırıyordum. bu bir ayrıcalık değil miydi? öyleydi...
dediğim gibi duygusal bir insan değilim; nice ihanetlerden, nice yangınlardan geçtik biz. ve fakat o bahar günü, o ödülden sonra hislendim. sadece fitbolun güzelliklerine odaklanmak istedim. tamam fazla bir şey bulamadım belki o ayrı ama odaklandım. sonra düşündüm, bu futbolcuları en sert şekilde eleştiriyoruz, bu yönetime en ağır hakaretleri savuruyoruz ama sonuçta bunlar da bizim çocuklarımız.
tüm bu sebeplerden dolayı en azından bu hafta kimseyi eleştirmiyorum. sadece yönetime sorarak, bir çağrı yapıyorum: bu takım bir selfiyi hak etmiyor mu?
Tribün Eksperi Abbas / YILDIZIN PARLASIN ÇOCUK
![]() |
| Abbas Balaban |
Aynen böyle demişti, gül kokulu annesi, 1992 senesinin bir kış gecesi...
Babası da farkındaydı meselenin. Çocuğun ilgisini dağıtmak için çeşitli yöntemler denediler, oyuncaklar aldılar, sonunda varı yoğu bir araya getirip bilgisayar da aldılar ama durum değişmiyordu.
Oğlan gözünü reklamlardan alamıyor, evdeki her şeyi, reklam yapa yapa mahalleliye satmaya uğraşıyordu.
1999 senesinin nisan ayı:
Bir pazar sabahı, babası elinden tutup onu Tophanespor'un yazânesine götürdü. Tophanespor'un başkanı Muhlis Bey o sırada yazânede Samsun sigarasını içiyor, bir yandan takımın teknik direktörü Kamil Bey'le oyuncuların durumunu konuşuyordu.
Baba içeri girdi, başkanın karşısına oturdu.
"Yalvarırım," dedi, "başkanım, hocam, alın bu çocuğu, top oynasın, bir şey yapsın..."
Muhlis bey de, Kamil bey de şaşkındı. Uzun sessizliği bozan Kamil Bey oldu. Nedir bunun adı?
"Erkan!" dedi babası, "eti sizin, kemiği bizim..."
"Gel bakalım Erkan," dedi Kamil Hoca... "Senin boyun uzun, iyi kaleci olur senden..."
İşte böyle başladı Erkan'ın futbol hayatı.
Tophanespor'un yıldız takımından A takımına yükselişi 2000 senesidir. Kalesini başarıyla koruyor, fakat mutlu görünmüyordu.
2011 yılında Tophanespor'dan İletişimspor'a geçti.
Başarılı maçlar çıkardığı halde sıkıntılı görünüyordu. Mutsuzdu. Bir gün Can Bey'e açıldı: "Hocam ben kaleci olmak istemiyorum, oynamak istiyorum, gol atmak, adam sakatlamak istiyorum."
"Dur bakalım," dedi Can bey.
İletişimspor o dönem sol bek mevkiinde LÖmer Bey'i jübileye hazırlıyordu. Yerini doldurmak da mümkün görünmüyordu. Can bey Erkan'ı sol bek mevkiinde başlattı bir Ekim günü. Erkan başarılı bir maç çıkarmış, herkes şaşırmıştı.
O günden sonra Can Bey Erkan'ın her şeyiyle ilgilendi, onun iyi bir sol bek olabilmesi için yemedi yedirdi, içmedi içirdi. Sonunda, Erkan, sol bek mevkiinin değişmezi haline gelmiş, LÖmer beyi bile unutturmuştu neredeyse.
Ve 2014 senesinin 30 Nisan günü, Erkan bey takım kaptanlığına yükseldi. Takımı o alacak, kurguyu o yapacaktı.
Efsane bir takım kurdu. Oyuncuları şahane yönlendirdi ve ilk kaptanlık maçında muhteşem bir galibiyete imza attı.
İletişimspor adına, tebrik ediyorum seni Erkan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










