HAYAL KIRIKLIĞIİletişimspor'un doğru dürüst bir kadro kurup, bir forma yaptırıp, LÖmer falan değil, doğru dürüst bir hoca bulup kendini gerçek futbol alemlerinde ispatlamasının zamanı gelmişti. Bunu hep yazdım, söyledim. Nihayet FIFA kokartlı YAYBİR turnuvasına katılacaklarını öğrendiğimde, eh dedim hanım, görev bizi çağırıyor. Yapma bey, dedi, mide ameliyatı geçirdin, yat yattığın yerde.
Hadi bana eyvallah dedim, şapkamı aldım, çıktım.
Önce bir çift söz organizasyona. Olmamış. Tek kelimeyle OLMAMIŞ. Rezil bir saha, rezil bir tesis. Doğru düzgün bir sosisli bile yiyemedik, kuru bir tost, acı bir çay; diyeceksiniz maç nasıldı? Hah, o da aynı kuru tostla acı çay gibiydi.
En baştakinden başlayalım. Hoca, iki sene evvel kaçkın eşek gibi yelesini savura savura koşmaktan başka bir şey bilmeyen şu bizim Nartallo! Kimin aklına geldi? Herhalde aklı olmayan birinin!
Kaptan Can Bey. Yıllardır izleriz, en iyi yaptığı şey topa dolanıp yuvarlanmaktır, güler, eğleniriz. Bunu kadroya, hele kaptan diye getirmek, aynı "aklın" eseri olsa gerek. Diyeceksiniz golü kim attı? Ben de size derim ki siz sandık demokratı mısınız? Futbol gol değildir, gol bazen kazara da olur. Piyango birine vurur.
Gelelim;
Kerem L: ahı gitmiş vahı kalmış; topçudan çok saha kenarındaki kurumuş yaprakları toplamaya gelmiş bir çöpçüyü andırdı.
Suat: Takımı ayakta tutan tek isimdi. Niye kaptan olmadı? Başka hesaplar mı dönüyor?
Talha: İnsanın görüşünü kapatan tribün sütunu gibiydi, devamlı kafamı yana eğmek zorunda kaldım topu görebilmek için.
Can: 10. dakikada dili dışardaydı, üfleseler devriliyordu. Tempolu koşu yapsa epey kilometre gider, yalnız topsuz olacak.
Bekir: Yıldız oyuncu (!). Şutu var mı? Pası var mı? Nesi var? Esmer, yanık tenli, yakışıklı çocuk, futbol lügatında "jöleli" denir bunlara, ayağı topa değdiğinden çok parmakları saçlarında dolandı.
Bahadır: Biraz toptan anlar gibi görünen tek adam. Top alacaksan ona soracaksın. Bir de okeye kabiliyeti var gibi duruyor.
Şiar: Bomba, bomba! Yine de bu takımda iş yapacak gibi görünen ender isimlerden (diğeri Suat)
Cem: Ona diyecek lafım yok, topçu diye sahaya çıkaranla uğraşırım. Meczup Kıvanç Bey yani...
Erkan: Göbeğimi hoplata hoplata gülüyorum her hareketinde. Hocanın onu oyuna alması tam bir futbol dehasıydı.
Barış: Bir de bu çocuk işe yaradı. Çıkardığı penaltılarla takımın tur atlamasını sağladı.
Uzun lafın kısası, bu kadroda Hüsnü Paşa, Müçübey, Rüzgar Sezar olmalıydı; bunları kadro dışı tutup çoluk çocukla İletişimspor'u elaleme rezil etmeye kimsenin hakkı yok!
Yazık... Çok yazık.
