![]() |
| Hurşut Atamayır |
ama önce sizlere biraz Sierra Leone'yi anlatayım: resmî adıyla Sierra Leone Cumhuriyeti, Batı Afrika'da bir ülkedir. ülkeye Portekizliler bölgede bol miktarda aslan bulunmasından dolayı aslanlı dağlar, aslanlı sıradağlar anlamına gelen bu ismi vermişlerdir. kuzeydoğusunda Gine; güneydoğusunda Liberya ve güneybatısında Atlas Okyanusu bulunur. Sierra Leone 71.740 km²lik bir alanı kaplar ve nüfusu 6.296.803'dür. tropikal iklime sahiptir. sloganı "Birlik, Özgürlük, Adalet" (ne kadar güzel. ne kadar anlamlı. buradan yönetime soruyorum: acaba İletişimspor'umuzun mottosunda da böyle bir değişikliğe gitmek hoş olmaz mı? tabii büyük önder Hüsnü Paşa'nın sözlerinden biri de yine her maç öncesi mutlaka okunmalıdır)
Sierra Leone'de futbol için ileri seviyede diyemeyiz. İletişimspor'dan en az beş-altı kişi burada çok rahat kral olur. futbolcularımız bunu ciddi düşünmeli. nitekim yıllar önce buraya ülkemizden gelen biriyle ilgili ilginç bir olaya tanıklık ettim: inanılması güç ama ülkedeki langırt sektörü Türklerin elinde! sektörü, yıllar önce ülkeye gelen ve burada kendisine adeta tapılan Mucuteğbağ adlı biri kurmuş. onun getirdiği ve hala ülkede olan 3-5 kişi de samimi karşıladılar beni, safariye bile çıkardılar. leopar hariç, hepsini gördük. özellikle aslanı. arabayla 5 metreye kadar yaklaştık. muhteşem bir yaratık.
neyse efendim, sonuçta ben o arkadaşların da yardımıyla bizim oğlana bir takım ayarlamayı başardım. her ne kadar bir langırt takımı olsa da çocuk mutlu, ben mutlu... bu anı bir fotoğrafla da ölümsüzleştirdim hatta. tam bu esnada sitemizi gençlere gösterince olaylar gelişti: langırt anketini görünce "durun" dememe kalmadan bastılar oyları. "hayır oyu kullandık" dediler, "bildiğimiz kadarıyla Mucuteğbağ bey Türkiye'de, onun onayı, desteği olmadan kimse böyle bir organizasyona girişemez. langırt sektöründe yer sahibi olmak öyle kolay değil" dediler (burada oylarla ilgili bir sıkıntı yaşanmış sanırım, bu konuya da açıklık getirmiş olalım böylece).buraya kadar maçtan bahsetmedim, "peki maç yazısı nerede" diye soracaklar olabilir. onlara cevaplar hazırladım: birincisi, "futbol yazarlığı ciddi iştir efendim. birileri kalkıp öyle gurmelik yazıları falan yazarsa işte biz de böyle gezi yazıları yazarız" derim.
ikincisi, biz meslek büyüklerimizden böyle gördük. ben misal Erman kardeşimin (Allah selamet versin) bir G. Afrika yazısını hiç unutmam, cüzdanımda saklar ara ara açar okurum (siz de okuyun, benim yazıyı bitirdikten sonra tabii: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=121839).
üçüncüsü, haftalar sonra desteklediğim takım bir maç kazandı malum. ben kaybetmeye o kadar alışmışmışım ki "domates güzeli" Hasan'ı,"iki çalım atalım önümüzü açalım" Bahadır'ı, "genç" Fırat'ı, "motivatör" Kemalbey'i, Kadir Ab'bey'i, İtalyan Sezarbey'i ve "Simone Inzaghi" İnanç'ı (abisi daha büyük golcü şüphesiz) her yerlerinden öpüyorum diyebiliyorum ancak. zira kafam, duygu dünyam çok karışık. gözyaşlarıma hakim olamıyorum.
yok efendim rakip eksikmiş, yok efendim rakip takır takır oynuyormuş, yok efendim rakip çok üzülmüş... geçiniz. langırt takımına genç evladımızı yerleştirmişim, takımım kazanmış, senelerdir görmek istediğim Sierra Leone'ye gitmişim, bunları mı düşüneceğim allasen...












