28 Mayıs 2014 Çarşamba

28.5.2014 tarihli müsabaka ESAME LİSTESİ, KAPTANLAR ve KADROLAR...

Zor bir hafta: Toplam 13 başvurunun 2'si kadrodan çekilince kalan 11 kişiye Samet, Ulaş ve Resul beylerin eklenmesiyle 14 kişilik yeter sayıya ulaşıldı.

11 kişinin katıldığı, aşağıda görüntülerini izleyebileceğiniz çekiliş sonunda kaptanlar belirlendi.


Sonuç olarak, Can ve Suat beyler bu haftanın kaptanları seçilirken, ilk seçim hakkı da Can Bey'in oldu.

Buna göre kaptanlar ve esame listesi aşağıdaki gibi teşekkül buyurdu:


27 Mayıs 2014 Salı

Flaş... Flaş... İletişimspor'da Şok

Futbolcu arkadaşlarımızdan Osman olanı, 27.05.2014 tarihli antrenman maçı esnasında ayağını burkmuş olup, kadrodan affını istemiş bulunmaktadır.

Kendisi bu hafta Bayern Münich'in doktoru Wolfgang Bey'e muayene olacak ve sakatlığın istikbali bu tetkikler sonrası ortaya çıkacaktır. Ancak ilk belirlemelere göre 1-2 ay oynaması mümkün görünmemektedir. 

Tüm İletişimspor camiası adına, genç arkadaşımıza acil şifalar dileriz!


Talihsiz sakatlık

Bir son dakika haberine göre Kemal bey de kadrodan çıkmıştır...

26 Mayıs 2014 Pazartesi

28.05.2014 tarihli müsabaka başvuruları KAPANMIŞTIR

Başvuruda bulunan arkadaşlardan Osman ve Kemgök olanları kadrodan çıkmışlardır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

23 Mayıs 2014 Cuma

Hurşut'ça / İNDİM MADEN OCAĞINA GENÇ BİR İSPANYOLLA

Hurşut Atamayır
Manisa ilinin kuzey kapısıdır. kuzeyden, Balıkesir'in Savaştepe ve İvrindi ilçelerine komşudur. güneyinde Akhisar, Kırkağaç bulunur. İzmir'e 135 kilometre mesafededir. yazlar sıcak ve kurak; kışları ılık ve yağmurlu geçer.

Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde, Gelsenkirchen kentine bağlı idari bölgedir. 2,968 kilometrekare büyüklüğündedir. 2012 sonundaki nüfus sayımına göre 19.515 kişi yaşamaktadır.

anlamayanlara anlatayım: biri Soma, biri Schalke. ikisinde de defalarca bulundum. Soma Linyitspor-Somasspor derbilerini bilhassa kaçırmazdım.

hiç unutmam, yıllar önce Linyitspor altyapısında kara kuru bir çocuk. pek yetenekli (bilen bilir, futbolcuyu ayak serçe parmağından tanırım). "adın ne" diyorum, "me llamo Raul" diyor. bildiğim diller arasında İspanyolcamla bilhassa gurur duyarım, çocukla derhal sohbete girişiyorum. büyük teyzesinin eniştesi Somalıymış, onların yanına tatile gelmiş. enişte de bu dil bilmez, gelenek bilmez çocuk tatilde yalnızlık çekmesin, futbolun dili evrensel diye götürmüş bırakmış Linyitspor altyapısına. maksat çocuk oyalansın. enişteyi buldum. "amannnn," dedim, "sen ne yaptın? bu çocuk bir pırlanta". madenci enişte, "beyim," dedi, "pırlanta bize düşmez, biz anca kömür çıkarırız. oğlanı da oyalansın diye gönderdik işte."

onca dil döktüm, yok. Linyitspor yöneticisi arkadaşlara "kaçırmayın" dedim nafile. en sonunda Raul'e, "evladım Madrid'e dönünce anana babana söyle seni futbolcu yapsınlar, büyük yeteneksin. vamos, adios" dedim.

yıllar sonra bir gün telefonum çaldı. "puedo hablar con Hurşut?", "benim, buyur" dedim. arayan bizim Raul. topçuluğunu, golcülüğünü falan hep takip ettik tabii. arada yılbaşlarında falan kart atardı ama ilk defa arıyor. "hayırdır evladım" dedim. dedi, "abi ben Schalke'ye transfer oluyorum. futbola senin sayende başladım, topla ilk buluştuğum takım da bir madenci takımıydı, bitirirken de öyle bitireyim diyorum. bu mutlu günümde seni mutlaka yanımda istiyorum." vefalı çocuk... (gerçi futbolu orada bırakmadı ama olsun)

Raul'le Schalke'de madene inmişliğimiz var...
 
"ne anlatıyorsun" diyenler arada çıkıyor, "oku da gör" diyorum...

ben şahsen yönetimin altyapı yatırımını koşulsuzca destekliyorum. genç yetenekleri tespit ve teşhis etmek her zaman kolay değildir. bazen manavın toktoklamasıyla hakiki diyarbakır karpuzu aldığınızı sanırsınız, halbuki kelek çıkar.

şimdi havalar güzelken, herkes maçlara gelme hevesine kapılmışken genç çocuklara laf sallamak en kolayı. oysa idareciliğin ince bir zanaat olduğunu bilenler gerek "yaz tatiline gitçemmm gelemiyommm"cuları gerek "kar çok yağdı arabayı çıkaramadım"cıları öngörüp hamle yaparlar. o yapılan hamlelerin meyvesi iyi olmuş, kötü olmuş mesele o değil. mesele, adı Raul olsun, Samet olsun, Resul olsun, neyse artık, yıllar sonra telefonunuzu çaldıracak bir çocuğun olması. yoksa "hastayım başımda da kimsem yok" diye sayıklayıp durursunuz maazalah.

22 Mayıs 2014 Perşembe

Tribün Eksperi Abbas / YOL BİTİYOR MU

Abbas Balaban
Anlaşılmazlık hastalığım ikinci haftasını doldurdu. Maaşallah, geçmiş olsuna gelenim de yok; kendi kendime, hasta yatağımda öylece anlaşılmıyorum artık...

İki hafta evvel ani bir Kıvanç atağıyla başladı hastalığım (tıp dilinde Attakum Nartallus). Maçı seyrederken gülme krizlerine giriyordum; dengemi kaybedip oturduğum yerden düşmüşlüğüm falan...

İkinci hafta bir Samet atağı bindi üstüne; kriz büyüdü... Bir yandan gülmekten ölme sınırında yaşarken, bir yandan da siz sevgili okurlarıma yazılarımı yetiştirmeye çalışıyordum. Hastalık hali işte, demek başarılı olamamışım; yazmışım ama anlaşılmamışım...

Duydum ki bu Samet'i futbolcu diye öven biri de varmış.

Kimmiş diye araştırdım; yine gülmekten yataklara düştüm. Bizim Nartallo'ymuş canıım!

Kriz yakama yapıştı... geçmiyor!

Bu hafta daha da kötüledim sevgili okur. İki atak birlikte; iki seksen yere serdi beni! Aynı takımda Nartallum ve Samet; o takım bir futbol sahasında, hem de utanmıyor, gerçek bir rakip karşısında futbol oynamaya heves ediyor.

Vaktiyle, Harlem basketbol takımı vardı; gösteri maçı yapardı, rakip diye de sahaya göstermelik bir "şey" çıkardı. Burada da öyle bir durum oluyor; bu dediğim "Nartallolu takım" hem rakibi "Harlemleştiriyor" hem de kendi kendini bir komedya ekibi gibi gülünçleştiriyor...

Yahut evet, ben hastalandım, gülme krizinden gülme krizine giriyorum, katiyen çıkamıyorum.

Ağzımı yüzümü toplayamıyorum.

Nihayet yukarısı galiba bana artık bu işi bırak demeye getiriyor.

Hastalık ağzımın tadını da bozdu, seyrettiğim toptan keyif alamıyorum.

Ama yine yazıyorum, tutamıyorum kendimi...

Anlaşılmayacak bir şey yok; hastalandım diyorum, bir de seyrettiğim toptan keyif almıyorum diyorum.

Atla deve değil.

2014 21. hafta puan durumu



21 Mayıs 2014 Çarşamba

21.05.2014 tarihli müsabakanın ESAME LİSTESİ ve KAPTANLARI

12 kişilik katılım hükümetimizin gayretleriyle kazandırılan Samet ve Ulaş takviyesiyle 14 rakamına bir kez daha ulaşmıştır. Seda hanımın yaptığı çekiliş sonucunda ilk seçim hakkı Müçü beyde olmak üzere Müçü ve Cem beyler kaptan seçilmiştir.

Hayırlı maçlar dileriz.


20 Mayıs 2014 Salı

"Hepimiz Hüsnü Paşayız..."

Mahmut Bavulsu
20 Mayıs günü  İletişimspor'a girenler belki hemen fark edilmeyen ancak dikkatle bakınca hemen görülen bir hacker saldırısına tanıklık ettiler. Logodaki bütün futbolcuların kafaları Hüsnü Paşa olmuştu! Bu işin arkasında kim ya da kimler, hangi güçler vardı?... Mahmut Bavulsu araştırdı, yazdı... 


İletişimspor'un ilerici yönetiminin fitbolcuları daha da motive etmek üzere dünyadaki son teknolociyi kullanarak hizmete soktuğu "Maçın Yıldızı" uygulamasının sonuçları pazartesi günü açıklanır. maçın yıldızı seçilen fitbolcunun resmi çarşamba gününe kadar sitede durur.

20 Mayıs'ta da her şey normal başladı: maçın yıldızı seçilen Hüsnü Paşa'nın fotosu sağ sütuna konuldu. ancak ne olduysa ondan sonra oldu. Hüsnü Paşa'nın maçın yıldızı seçildiği son oylama sonrası site hacklendi ve sitedeki belli başlı fotoğraflar Hüsnü Paşa'ya dönüştü. Hatta logo fotoğrafı olarak kullanılan takım fotoğrafında herkes bir anda birer Hüsnü Paşa oluverdi.

hepimiz Hüsnü'yüz...



konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz bilişim uzmanı Ragıp Efbeş, sistemin adeta bir ortaçağ kalesi olduğunun altını çiziyor: "İletişimspor'un server'ları inanılmaz güvenlidir. üç-beş çapulcunun saldırısına bana mısın demez. siteye kim, ne zaman girmiş, nerelere bakmış bunların hepsinin bilgisi sistem kaynaklarımızda var. ancak insanlık timsali eşbaşkanlarımız bizden bu bilgilerin hemen imha edilmesini istiyor, biz de saklamadan imha ediyoruz."

hatta maçın yıldızı oylamasında mükerrer oy verdiği tespit edilen bazı isimler eşbaşkanlığın önüne dosya olarak gitmiş: "yönetime bir rapor halinde sunduk bunu. bazı kimselerin bilgisayarlarını ellerinden alma önerisi götürdük. ancak eşbaşkanlarımız kesinlikle reddettiler. gerçekten inanılmaz demokrat insanlar." 
 
Efbeş'in anlattıklarından çıkardığımız sonuca göre sitede bir güvenlik zaafı söz konusu değil. kendisine de soruyoruz bunu. Efbeş hafifçe tebessüm ediyor: "bakın, dünyada hacklenemeyecek sadece tek bir site vardır. adresini vermeyeyim, ama www.iletisimspor şeklinde başlıyor!"

Efbeş'in bu sözleri kafamızı kurcalıyor. yani site aslında hacklenmedi mi? o halde Hüsnü Paşa kafalarını siteye kim koydu? araştırmalarımızı derinleştirerek usta fotoşokçu Erdoğan Recep'in yanına gidiyoruz. "yıllardır fotoşok işindeyim, bu kadar iyisini görmemiştim" diye söze giriyor Recep. "ben yıllarca miting fotoşokçuluğu yaptım. bizim alanımızdaki en zor fotoşoklar bunlardır. büyük profesyonellik ister. ancak bu, profesyonel ötesi. böyle bir işi tüm dünyada yaptırabilecek tek bir güç var, İletişimspor eşbaşkanlığı!" diyor.

Erdoğan Recep'in sözleri büyük resmi görmemize yardımcı oluyor. eşbaşkanlardan "uzun bacak" Can B. ile görüşmeye gidiyoruz. onca işinin arasında bizi güleryüzle karşılıyor Can B.. çay-kahveden sonra soru-cevaba geçiyoruz:      

19 Mayıs haftası Hüsnü Paşa haftası ilan edildi
M.B.- site hacklendi mi Can bey?
C.B.- ne hacki?
M.B.- sitedeki Hüsnü Paşa kafalarından söz ediyorum...
C.B.- rahatsız mı oldunuz? 
M.B.- kamuoyu bir cevap bekliyor.
C.B.- bakın, Hüsnü Paşa milletimizin bağrından çıkmış, balkanlar'daki gencecik çocuklara ilham kaynağı olmuş, bu toprakların en büyük değerlerinden biridir. müsaade edin de bu halk onu unutmasın, ansın.
M.B.- efendim, müsaade meselesi değil. kurumsal kimlik...
C.B.- biz Hüsnü Paşa'nın izinden gitme kararıyla yönetime geldik. haaa, Hüsnü Paşa'yı eleştirelim, "şu yanlıştır" diyelim, aksayan yönleri düzeltelim, bunları zaten yapıyoruz, yapacağız, kimse şüphe etmesin. ama laik, demokratik, Hüsnü Paşa ilkelerinden taviz vermeyen anlayışımızı unutmamız da mümkün değildir. aramıza nifak sokmaya çalışanlara tokat gibi cevaplar vermeye devam edeceğiz.
M.B.- takiye yaptığınızı söyleyenler var...
C.B.- analarını da alıp gitsinler...

çalan telefonla söyleşimiz yarıda kalıyor.

sonuçta, bir kısım çıkar çevrelerinin hükümeti yıpratmak üzere yürüttükleri sistemli faaliyetlerin yine ellerinde patladığı anlaşılıyor. hükümet, her zamanki gibi bir adım önce davranıyor. 19 Mayıs haftasını Hüsnü Paşa haftası ilan ederek gelecek kuşaklara da tarihi bir miras bırakıyor...
 


21.05.2014 tarihli müsabaka kayıtları KAPANMIŞTIR

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

15 Mayıs 2014 Perşembe

Tribün Eksperi Abbas / KÖR GÖZÜM PARMAĞINA

Abbas Balaban
Bilen bilir, naçizane, edebiyat kökenli biriyimdir; şiir ve öykülerimle aldığım ödüller evimin özel bir odasında, en kıymetli hazinem olarak, yıllardır bana eşlik ederler.

Elbette edebiyat, amatörü için bile derin bir sezgi, kavrayış gücü ve "sense of humour" icbar eder. Bunu maalesef futbol tüketicisi okurlarımızda bulamayız; futbol ezelden beri, uyandırmaktan çok uyutmaya yönelik bir kültür üretegelmiştir çünkü.

Bazen ben de bunu unutuyorum, edebiyatçı özümün yaratıcılığıyla bir futbol yazısı döktürüveriyorum... O zaman bazı okurlarımdan şikâyet dolu mektuplar alıyorum. "Bazı okurlarım" elbette, hepsi değil, küçük bir kısmı... "Anlamıyoruz" diyorlar... Haklılar. Onlara da kızmıyorum, kızamıyorum...

Geçen hafta, adını vermeden, ama her türlü edebi göndermeyle işaret ettiğim yazımda mevzu bahis futbolcu bozuntusunun Nartallo kılıklı eşbaşkan olduğu kimi okurlarımca ve elbette kendi sınırları dışına çıkmaya karşı aşırı bir tedbir uygulayan Hurşut bey tarafından anlaşılamamış. Açıklamaya da tenezzül etmezdim ama, "yönetimden mi korkuyorsun?" yollu telefonlar alınca, Abbas Balaban'ın kimseden korkmayacağını burada ilan etmek elzem hale geldi.

O nedenle bu hafta da, mevzuya girerken, değineceğim konunun adını baştan yazayım: "Samet"!

Evet, Samet Aybaba:

1977-78 sezonunda İskenderunspor'dan Beşiktaş'a transfer olan Samet Aybaba 11 yıl aralıksız Beşiktaş forması giymiş, bu süreçte 334 maça çıkmış, efsanelik mertebesine yükselmiş kaptanlardan biridir...

Samet Aybaba bu 334 maçta sadece 7 gol atmıştır. Peki nasıl olmuş da, böyle düşük bir istatistikle efsanelik mertebesine ulaşmıştır?

Topla az oynayan, aldığı topu sağındaki, solundaki boş arkadaşlarına aktaran bir futbolcu olarak, nasıl olmuş da 11 sene formasını kimselere kaptırmamış, taraftarın sevgilisi olmuştur?

Çünkü; her şeyden önce, top rakipteyken takımının en önemli kozlarından biri haline gelirdi. Topu kazanmanın zorluğunu, harcanan emeği bildiği için de topu rakibe vermeyi sevmez, boş arkadaşına vermeyi tercih ederdi.

Velhasıl, bir takım oyuncusuydu Samet, gösterişten ve bireysellikten uzak, bütün arkadaşlarına fayda sağlayan bir futbol emekçisiydi. Kendini değil, takımını düşünürdü. Cihangir kültüründe gördüğümüz "karmaşık ama faydasız" soyutluğun aksine, "basit ama yararlı" bir ürün meydana getirdi kariyeri boyunca.

Samet Aybaba 1 maçta Samet olmadı! 11 sene, 334 maç... Hep çalıştı, hep takımına oynadı. Yani öyle kolay değil Samet olmak.

2014 20. hafta puan durumu