8 Haziran 2014 Pazar

Hurşut'ça / YAZAR OLAMADIN ZİRZOP DA OLMA!

Hurşut Atamayır
yazılarım zaman zaman düzensiz olabiliyor fakat çıktığım seyahatlerdeki yoğun temaslarım beni yazmaktan alıkoyuyor. bu seferki gecikme İspanya'da olmamdan kaynaklandı. anlatıyorum. 


Juan Carlos Alfonso Víctor María de Borbón y Borbón-Dos Sicilias geçen hafta aramış, acilen İspanya'ya çağırmıştı. sebebini gidince anladım. sizin kısaca İspanya kralı I. Juan Carlos diye bildiğiniz dostum tahtı bırakmak istiyordu. "neden?" sorusunu sormadım. "iyi olur Juan Carlos Alfonso Víctor María de Borbón y Borbón-Dos Sicilias" dedim, "biraz kafanı dinlersin." tahtı bırakacağı oğluyla tam derin bir sohbete dalmışken telefonum yine çaldı. bu sefer acı acı. arayan İletişimspor eşbaşkanlarından Can çocuk: "abi, Abbas abi yazmayı bırakmaya karar verdi" 

içimde bir sevinç dalgası kabarmadığını söylesem yalan. yazın dünyasında dostluk olmadığını bilen bilir. üstelik Abbas efendiyle anlaşamadığımızı da. oysa kendisini yazın dünyasına sokanın ben olduğum pek bilinmez! bunu da anlatayım.

yıllar önce "Futbolda Dün Olmaz Bugün Vardır Yarın Çok Az İhtimal Olabilir" adlı bir dergi çıkarıyordum. dergi çıkar çıkmaz ikinci baskıyı yapıyor, o derece... dev bir kadro kurmuşum. ben diyeyim 100, siz deyin 150 kişi daktiloların başında üretiyoruz, üretiyoruz, yazıp duruyoruz... inanılmaz etkiliyiz. futbola yön veriyoruz. 


günün birinde  süklüm püklüm ama hırslı bir çocuk çıktı geldi. bir devlet dairesinde memurmuş. futbola ilgisi varmış falan falan... "futbolcu olamadım anca memur oldum bari futbol yazarı olayım abi" diye ağlıyor. üç gün üç gece kapıda nöbet tutunca içim sızladı, çocuğu işe aldım.


aradan zaman geçti, bizim çocuk allah için çalışkan. bunu oturttuğum en arka sıradaki daktilolardan kopup ön sıralarda kendine yer buldu. fakat yükselme hırsı bitmek bilmedi; o süklüm püklüm memur kılığının arkasından çıkan canavar benim ilişkilerimi (artık ilişki ağımın zenginliğini siz de biliyorsunuz) kullanıp "yeaaa bu dergide ne var, bundan daha iyisini yaparım ben" gibi konuşmalar yapmaya başladı. maaşına zam istedi, ayağımı kaydırıp genel yayın yönetmenliğinin peşine düştü. sonuçta bir sürü çalışanın aklını çelip, dergimizi batırdı bu zat. sonra ben yine mükemmel dergiler, gasteler çıkarmaya devam ettim tabii. oysa o gençten haber yoktu. taaa ki İletişimspor blogu kurulana kadar!  ne yapmış, ne etmişse bizim eşbaşkanları kafalamış, kendisine bir köşe bulmuştu Abbas efendi!



Abbas arkalardan önlere gelmeyi iyi bilir ama en önde oturan hep benimdir

şimdi görüyorum ki, yazmayı bırakmış. neymiş efendim hastalanmış, krize girmiş falan falan... bunların hiçbirine inanmıyorum elbet. Abbas, ya yönetimle cukka pazarlığına girmiş ya da "genel yayın yönetmeni olacam" diye tutturmuştur. nitekim Can başkana sordum. "öyle abi" dedi. 


ama yönetim dirayetli. bunun isteklerini kabul etmedi. böyle olunca da Abbas efendi bu sefer güya ne idiğü belirsiz genç bir yazar kılığıyla yeniden yazmaya başladı. "moruk" falan diyerek hem bize laf çakıyor, hem kendi yaşını saklıyor. 


kendisine açık çağrımdır: Abbas kendin ol, dön geri, iyi yazdığından falan değil zirzop genç kılıkları sana yakışmadığından!

5 Haziran 2014 Perşembe

Direnen Adam Ayberk / İLK YAZI

Ayberk Özgezi
Selam moruk!

Tanışma faslını kısa tutmaktan yanayım. Sevmediği şeyler sevdiği şeylerden çok olan familyanın bir ferdiyim, lafı uzatmayı sevmem mesela. Öyleyse lafı kısa kesmeyi severim değil mi? 1-1 oldu!

Futbolu severim (2-1); lafı geveleyen kadar topu geveleyeni de sevmem (2-2 oldu - neyse abartmayalım di mi moruk!).

Maçı izledim. Erkan'ın takımı Can'ın takımını yerle bir etti.

Neden mi?

Takımı daha iyiydi. Bu kadar basit.

Peki iyi oynadılar mı?

Hayır.

Ama Can'ın takımı daha da kötü oynadı.

Yenik takımda Fırat'ı beğendim.

Galip takımda Müçü kapasitesinin üstüne çıkan tek futbolcuydu.

Can'ın kaledeyken yediği gole çok güldüm.

Futbol genel olarak vasatı aşmadı.

Önümüz Haziran, dünya kupası kapıda.

Futbolcuların daha çok çalışması lazım.

Aksi takdirde kitlenin ilgisi dünya kupasına kayacak, iletişimspor kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Neyse, çok konuştum; haftaya görüşürüz moruk!

2014 23. hafta puan durumu



4 Haziran 2014 Çarşamba

4.6.2014 tarihli müsabaka ESAME LİSTESİ, KAPTANLAR ve KADROLAR

Bu hafta da 12 kişilik başvuru Samet ve Ulaş beylerin katılımıyla 14'e tamamlanarak ideal sayıya ulaşılmıştır.

Aşağıda videosunu izleyebileceğiniz çekiliş sonucunda kaptanlar belirlenmiş ve her iki kaptan da Yönetim binamızda bulunduklarından vakit kaybetmeksizin takımlar kurulmuştur.

Esame listesi ve takım kadrolarıyla ilgili görsel belgeler de haberimizin eteklerinde yayında bulunmaktadır. Bütün kardeşlerimize iyi maçlar dileriz.



Çekiliş sonucunda üst üste ikinci defa Can Bey çıkarken, bu hafta ilk seçim hakkını Erkan Bey aldı.



3 Haziran 2014 Salı

mutlu günümüz veya altyapıya dev yatırım

takımımız oyuncularından mahdum Bahadır beyin baba olduğunu, hem de erkek evlat sahibi olduğunu tüm okurlarımıza bildirmekten kıvanç duyarız.

sağlıklı bir şekilde dünyaya gelen Abbasilerin yeni üyesi  Engin Eyüp namlı bebeğin toramanlığı "lan bu güreşçi falan olmasın" düşüncelerini uyandırmışsa da dedesi Hüsnü Paşa tarafından kulağına forvet olacağı fısıldanmıştır. altyapı hamleleriyle dikkat çeken yönetimimiz de bebekle derhal sözleşme imzalamış, yaklaşık 16-17 yıl sonra İletişimspor'da oynaması için işi şimdiden sıkı tutmuştur.

hayırlı, uğurlu olsun...  





2 Haziran 2014 Pazartesi

4.6.2014 tarihli müsabaka kayıtları KAPANMIŞTIR

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

29 Mayıs 2014 Perşembe

DUYURU

Yazarımız Abbas Balaban girdiği gülme krizinden çıkamadığı için yazısını gönderememiştir. Yakın çevresinden edindiğimiz bilgiye göre, bu krizden çıksa bile bundan böyle iletişimspor futbol müsabakalarını izleyip yazması tıbben mümkün olmayacaktır. Bu nedenle, son yazısında üstü kapalı bir şekilde dile getirdiği vedasını hakikatin ta kendisi olarak anlamamız gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

İletişimspor yayın organı olarak, en kısa zamanda, Abbas Balaban dostumuzun yerini dolduracak yeni bir yazar bulacağımıza kimsenin kuşkusu olmasın.

İletişimspor halkı her şeyin olduğu gibi yazarların da en iyisine layıktır. Yönetim kurulumuz bu konuda ne gerekiyorsa en kısa zamanda yapacaktır.

Abbas Bey'e de, yayın organımıza bugüne kadar verdiği katkılar dolayısıyla en içten şükranlarımız sunar, kendisine acil şifalar, yakınlarına başsağlığı dileriz.

2014 22. hafta puan durumu



28 Mayıs 2014 Çarşamba

28.5.2014 tarihli müsabaka ESAME LİSTESİ, KAPTANLAR ve KADROLAR...

Zor bir hafta: Toplam 13 başvurunun 2'si kadrodan çekilince kalan 11 kişiye Samet, Ulaş ve Resul beylerin eklenmesiyle 14 kişilik yeter sayıya ulaşıldı.

11 kişinin katıldığı, aşağıda görüntülerini izleyebileceğiniz çekiliş sonunda kaptanlar belirlendi.


Sonuç olarak, Can ve Suat beyler bu haftanın kaptanları seçilirken, ilk seçim hakkı da Can Bey'in oldu.

Buna göre kaptanlar ve esame listesi aşağıdaki gibi teşekkül buyurdu:


27 Mayıs 2014 Salı

Flaş... Flaş... İletişimspor'da Şok

Futbolcu arkadaşlarımızdan Osman olanı, 27.05.2014 tarihli antrenman maçı esnasında ayağını burkmuş olup, kadrodan affını istemiş bulunmaktadır.

Kendisi bu hafta Bayern Münich'in doktoru Wolfgang Bey'e muayene olacak ve sakatlığın istikbali bu tetkikler sonrası ortaya çıkacaktır. Ancak ilk belirlemelere göre 1-2 ay oynaması mümkün görünmemektedir. 

Tüm İletişimspor camiası adına, genç arkadaşımıza acil şifalar dileriz!


Talihsiz sakatlık

Bir son dakika haberine göre Kemal bey de kadrodan çıkmıştır...

26 Mayıs 2014 Pazartesi

28.05.2014 tarihli müsabaka başvuruları KAPANMIŞTIR

Başvuruda bulunan arkadaşlardan Osman ve Kemgök olanları kadrodan çıkmışlardır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

23 Mayıs 2014 Cuma

Hurşut'ça / İNDİM MADEN OCAĞINA GENÇ BİR İSPANYOLLA

Hurşut Atamayır
Manisa ilinin kuzey kapısıdır. kuzeyden, Balıkesir'in Savaştepe ve İvrindi ilçelerine komşudur. güneyinde Akhisar, Kırkağaç bulunur. İzmir'e 135 kilometre mesafededir. yazlar sıcak ve kurak; kışları ılık ve yağmurlu geçer.

Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde, Gelsenkirchen kentine bağlı idari bölgedir. 2,968 kilometrekare büyüklüğündedir. 2012 sonundaki nüfus sayımına göre 19.515 kişi yaşamaktadır.

anlamayanlara anlatayım: biri Soma, biri Schalke. ikisinde de defalarca bulundum. Soma Linyitspor-Somasspor derbilerini bilhassa kaçırmazdım.

hiç unutmam, yıllar önce Linyitspor altyapısında kara kuru bir çocuk. pek yetenekli (bilen bilir, futbolcuyu ayak serçe parmağından tanırım). "adın ne" diyorum, "me llamo Raul" diyor. bildiğim diller arasında İspanyolcamla bilhassa gurur duyarım, çocukla derhal sohbete girişiyorum. büyük teyzesinin eniştesi Somalıymış, onların yanına tatile gelmiş. enişte de bu dil bilmez, gelenek bilmez çocuk tatilde yalnızlık çekmesin, futbolun dili evrensel diye götürmüş bırakmış Linyitspor altyapısına. maksat çocuk oyalansın. enişteyi buldum. "amannnn," dedim, "sen ne yaptın? bu çocuk bir pırlanta". madenci enişte, "beyim," dedi, "pırlanta bize düşmez, biz anca kömür çıkarırız. oğlanı da oyalansın diye gönderdik işte."

onca dil döktüm, yok. Linyitspor yöneticisi arkadaşlara "kaçırmayın" dedim nafile. en sonunda Raul'e, "evladım Madrid'e dönünce anana babana söyle seni futbolcu yapsınlar, büyük yeteneksin. vamos, adios" dedim.

yıllar sonra bir gün telefonum çaldı. "puedo hablar con Hurşut?", "benim, buyur" dedim. arayan bizim Raul. topçuluğunu, golcülüğünü falan hep takip ettik tabii. arada yılbaşlarında falan kart atardı ama ilk defa arıyor. "hayırdır evladım" dedim. dedi, "abi ben Schalke'ye transfer oluyorum. futbola senin sayende başladım, topla ilk buluştuğum takım da bir madenci takımıydı, bitirirken de öyle bitireyim diyorum. bu mutlu günümde seni mutlaka yanımda istiyorum." vefalı çocuk... (gerçi futbolu orada bırakmadı ama olsun)

Raul'le Schalke'de madene inmişliğimiz var...
 
"ne anlatıyorsun" diyenler arada çıkıyor, "oku da gör" diyorum...

ben şahsen yönetimin altyapı yatırımını koşulsuzca destekliyorum. genç yetenekleri tespit ve teşhis etmek her zaman kolay değildir. bazen manavın toktoklamasıyla hakiki diyarbakır karpuzu aldığınızı sanırsınız, halbuki kelek çıkar.

şimdi havalar güzelken, herkes maçlara gelme hevesine kapılmışken genç çocuklara laf sallamak en kolayı. oysa idareciliğin ince bir zanaat olduğunu bilenler gerek "yaz tatiline gitçemmm gelemiyommm"cuları gerek "kar çok yağdı arabayı çıkaramadım"cıları öngörüp hamle yaparlar. o yapılan hamlelerin meyvesi iyi olmuş, kötü olmuş mesele o değil. mesele, adı Raul olsun, Samet olsun, Resul olsun, neyse artık, yıllar sonra telefonunuzu çaldıracak bir çocuğun olması. yoksa "hastayım başımda da kimsem yok" diye sayıklayıp durursunuz maazalah.