13 Mayıs 2010 Perşembe
12 Mayıs / Önlüklüler 5-Önlüksüzler 5
- langırt turnuvası maçları yoğun ilgiyle sürerken Hamit B. ve Erdoğan Ö.'nün maçın başlamasına az bir süre kala sahaya intikalleri, bu isimlerin eşlerinin turnuva maçı yapamamasına yol açtı. Hamit B. ve Erdoğan Ö.'nün bu sorumsuz davranışları tepki çekti.
- kendisini strese soktuğu için sitemiz yazarı Abbas Balaban'ın yazılarını takip etmediğini belirten usta teknik adam LÖmer'in "Ona cevaplar hazırladım, bekleyin görün" açıklaması kurt hocanın medyayla arasında savaş başlayacağının bir işareti sanki.
tek seçici: Racır LÖmer
Önlüksüzler: Doğan Ç. (***), Müçteba A. (*), Hüsnü A. (**), Ümit K. (**), Sami A. (**), Erdoğan Ö. (***), Hamit B. (**), Kerem L. (**)
Önlüklüler: Can B. (**), Kıvanç K. (**), Ozan A. (**), Gemal G. (*), LÖmer (*), Suat A. (***), Bahadır A. (**), Atilla L. (**)
maçın özeti:
çok ufak değişikliklerle önceki haftanın aynısı şeklinde kurulan takımlar, önceki haftaki gibi denk kuvvetler olduklarını gösterdiler. Önlüklülerin teknik üstünlüğüne mücadeleci futbol anlayışıyla cevap veren Önlüksüzler oyunu dengede tutmayı başardıkları gibi bir ara öne de geçtiler. bitime 18 dakika kala Kıvanç K.'nın golüyle beraberliği yakalayan Önlüklüler o saatten sonra biraz daha defansif bir anlayış benimseyerek gol yememeyi, kontraataklarla sonuca gitmeyi düşündü. Yakaladıkları kimi fırsatları değerlendiremeyen Önlüklüler gibi Önlüksüzlerin gol çabaları da sonucu değiştirmeyince, İletişimspor tarihinde ender görülecek şekilde, maç sonunda skor tabelası iki hafta üst üste beraberliği göstermiş oldu.
karne:
Doğan Ç.: Günündeydi. Yaptığı kritik kurtarışlarla dikkat çekse de yediği iki golde hatası vardı. E, olsun yine de ilerleme var.
Müçteba A.: maçtan önce ilk defa langırt oynayarak müsabakaya hazırlanmaya çalıştı. bununla yetinmedi, gidip başka takımların maçını da büyük bir dikkatle seyretti. ama tabii maçtan önce futbolla bu kadar ilgilenince maçta sıkıldı.
Hüsnü A.: maçın başlamasından önce saha kenarında bulduğu bir sandalyeyi ceza sahası civarına getirip, oturan Hüsnü A.'nın tam olarak ne mesajı vermeye çalıştığı anlaşılamadı: "ben oturarak bile oynarım bu futbolu" mu demek istiyordu, yoksa "bizden geçti artık oturmadan oynayamıyorum" mu?
Ümit K.: göz doktoruna gitmiş, gözlükleri yenilemiş. ne var ki maçta gözlüksüz oynuyor. takım arkadaşlarının vakti zamanında maç gözlüğü kullanan Edgar Davids'le irtibata geçmesi için yoğun baskı yaptıkları gözlemlendi.
Sami A.: Doğan Ç.'nin görüşüne göre savunmada rakip forvetlere adım attırmadı. tabii Doğan Ç.'nin de gözlük kullanan bir oyuncu olduğu unutulmasın.
Erdoğan Ö.: sağ gösterip sola pas atan, bunu yaparken yer yer oynadığı takımı karıştıran bir oyuncu olmasına rağmen orta sahada iyiydi.
Hamit B.: arkadaşlarına yönelttiği "bas bas" yakarışları usta savunma oyuncusunun takımını geriden organize etme isteğinin bir yansıması adeta.
Kerem L.: takımın yaş ortalamasını düşüren isimlerden olması hasebiyle koşu görevlerinin tamamını üstlendi, elinden geleni yaptı.
Can B.: dişçilerde heba ettiği gençliğinin izini sürmeye devam ediyor. ameliyatlı ağzıyla maça gelmesi, çıkık kolla UEFA Kupası final maçına devam eden Bülent Korkmaz misali bir fedakarlık örneğiydi.
Kıvanç K.: iki haftadır golcülük görevindense asist yapar niteliklerini ön plana çıkarıyor. maçın sonuna doğru tamamen savunmaya yardıma gelip etkili müdahalelerde de bulundu.
Ozan A.: ceza sahasına ortalanan topa kaleci gibi çıkıp, kendini bilmezce yaptırdığı penaltı "ne de olsa babası rakip takımda, çocuk evi de düşünüyor" yorumlarına yol açsa da o da elinden geleni yapan isimlerdendi.
Gemal G.: maçın başında yaşadığı duygusal tramvayı maç sonuna kadar üzerinden atamadı. ilk yarıdaki girişken oyununa rağmen, ikinci yarıda sahada yok gibiydi.
LÖmer: savunmada alıştığımız futbolunun uzağındaydı. her şeye rağmen, maç kaybetmediği haftaların sayısı artmaya devam ediyor (son mağlubiyet 10 Mart).
Suat A.: takımını derleyip toparlayan isimlerdendi. ileri çıktığında yanında pas verecek arkadaş görünce pas yapmak zorunda kalması şut çekmeye meyilli ruhi dengesini biraz bozdu.
Bahadır A.: istediği hareketleri yapamayınca asabileşen bu gencimiz gününde olduğunda takımının en etkili silahı olabilecek kapasiteye sahip. fakat topla vedalaşma konusunda sıkıntı yaşıyor.
Atilla L.: o ne ayağa hakimiyet, o ne top kontrolü becerisi, hey yavrum hey. üst düzey bir oyuncuda aranacak bütün özellikler bu oyuncuda var.
6 Mayıs 2010 Perşembe
anket sonucu: Bayern-Inter finalini hangi ikili anlatsın?
böylelikle katılımcılar, LÖmer ve Hüsnü A.'nın maçlara gelirken arabada gerçekleştirdikleri sohbetleri daha kamusal bir mecraya taşımaları gerektiği yönünde beyanda bulunmuşlardır. İletişimspor Blogculuk olarak yayıncı kuruluşa konuyla ilgili mail yazacağımızı ve gerekli girişimlerde bulunacağımızı ifade ediyoruz....
ABBAS BALABAN'LA MAÇIN ANALİZİ
LÖmer'e açık mektupBen demiştim diye yazmayı sevmem. Lâkin bu LÖmer efendiye hatırlatmak gerekiyor bazen!
Olur, insan hata yapar, yanlış karar verir. Ama maç boyunca da hatasını düzeltmez mi kardeşim? Rakip daha birinci saniye niyetini belli etmiş. Bir taraftan Ozan, bir taraftan K. Kerem'le üstüne binmiş. Oyunu üstüne yüklemiş. Maç göz göre göre gidiyor! N'apıyosun sen?
Ben söyleyim istersen: hiçbir şey olmamış gibi maçı seyrediyorsun. Futboldan anlamıyorsun diyecek halim yok; başarılarını hep takdir ettik. Ancak bugün artık bir şeyler göze batıyor. Senin görmediğini ben sana anlatayım. Takımın neden ileri gidemiyor? Çünkü sen Suat'ı almış geriye yaslamışsın, Bahadır'ın yanına İtalya'dan ne demeye getirdiğini anlamadığım o Kıvanç efendiyi koymuşsun. Bu ikisinin anlaşamadığını sağır sultan biliyor. O zaman ne oluyor? Bahadır ileride yalnızları oynuyor. Bir kişi eksik kalıyorsun. Bahadır'ın geriye de yardımı yok. Geride de eksik kalıyorsun. Sonra 90 dakika senin ceza sahanda geçiyor.
LÖmer efendi, seni severim. Ama futbol sever mi emin değilim. Bugün şansın tuttu, beraberliği kurtardın. Yarın bu kafayla onu da bulamazsın; ben söylemiş olayım.
Bir notum da K. Kerem'e: Bak genç kardeşim. Gençsin, enerji dolusun, heyecanlısın. Çok güzel. Ama bu kasap gibi sağa sola girmeni gerektirmez! Yarın öbür gün biri verir eline ayağını, tıbbiyenin kapısında buluverirsin kendini!
5 Mayıs / Önlüklüler 3 - Önlüksüzler 3


Sami: Attığı gollerle skora yaptığı katkı yıldızını parlattı. Oyundan kopmayan isimlerdendi.

Langırt Turnuvasında ilk hafta
Kırmızı takım (KeremL.-Erdoğan) - Siyah takım (Sami-LÖmer): 5-4
Sarı takım (Müçü-KeremÜ)- Beyaz takım(ÜK-Ati): 0-3 (hükmen)
B GRUBU:
Mor takım (can-hamit)- Yeşil takım(kıvanç-suat): 5-4
Turuncu takım (gemal-ozan)- Mavi takım(doğan-hüsnü): 1-8
Bu sonuçlara göre
A GRUBU:
1- Beyaz takım
2- Kırmızı takım
3- Siyah takım
4- Sarı takım
B GRUBU:
1- Mavi takım
2- Mor takım
3- Yeşil takım
4- Turuncu takım
29 Nisan 2010 Perşembe
ABBAS BALABAN'LA MAÇIN ANALİZİ
Balık Baştan KokarBu haftaki müsabaka önemliydi. Aşağı sıralar yukarı göz dikmiş, yukarıyı almış bir telaş... Fakat Önlüklü Önlüksüz dağılımı iyi yapılmamıştı. Bunun için belki tek seçiciyi suçlamak doğru olmaz, zira o da insan, o da gökten inmedi, o da hata yapacak. Ama benim anlamadığım şu: Şimdi iki Kıvanç ayrı iyi tamam da, birinin gözü bağlı, Koçak olanı dili de bağlı. Nasıl olacak?
Önlüklüler bariz ortasaha üstünlüğüyle başladı maça. Önlüksüzlerde kim koşacak? Sen ortasahayı bırakmışsın futbolunun son demlerindeki Erdoğan Efendi'ye! Yanına bir Hasan'ı koy, değil mi? Yok! İnadım inat, gitmiş Hüsnü'nün yanına bir de Ümid'i koymuş. Geriye Hamit'in yanına Sami'yi koşmuş ki bağlasan durmaz. Ben tribünden görüyorum, adam saha kenarında 90 dakika uyudu.
Hafta başı yazmıştım Hocam. Bu takım iyi çalışmıyor diye. Birine veriyorsun iki topu sektiremiyor. Suat var, hafta boyu idman görmemiş, padokta papyonunu düzeltiyor ayıptır söylemesi. Yahu maça mı çıkıyorsun defileye mi? Değil mi? Ama sen bu Suat'ı bile durduramıyorsan, takımı ben kurtaramam artık.
Ha! Bir sözüm de Atilla'ya. Kaç hafta oldu? Darbeye bağlı sakatlık yok? Demek ne? Demek geceleri geziyor bu çocuk. Bunu da evine bağlayacaksın. Öyle değil mi LÖmer Efendi?
28 Nisan / Önlüklüler 6-Önlüksüzler 4
- takım eşlemelerinden kimi memnun, kimi aradığı eşi bulamamış olmanın verdiği üzüntüyle ayrılırken Hüsnü A.-Doğan Ç. eşleşmesi en güçlü takımın bu olduğu yönünde bir kanaat yarattı. nitekim İletişimspor Blogculuk olarak bunu biz daha önce yazmıştık (bkz.). ancak mavi takım olarak belirlenen bu ekibe karşı mor renkle mücadele edecek takımın oyuncularından Can B. umutsuz değil: "bizi hafife almasınlar, Hamit abim sahada uzaktan attığı golleri langırt masasında da atmaya devam edecektir."

- İzmirspor seçmelerinde aradığını bulamayan Kerem Ü. ve "biraz yalnız kalıp uzaktan şut çalışmalıyım" diyerek maçlara gelmeyen Suat A.'nın takıma dönmesi sevinç yarattı.
- eski futbolcularımızdan günümüz menajerlerinden Apo D.'nin maçı izlemeye gelmesinin transfer düşleri gören kimi oyuncuları pozitif yönde etkilediği gözlemlendi.
tek seçici: Racır LÖmer
Önlüksüzler: Doğan Ç. (**), Hüsnü A.(**), Ümit K.(***), Sami A.(*), Erdoğan Ö.(**), Hamit B.(*), Kerem Ü.(**)
Önlüklüler: Müçteba A.(****), Can B.(**), Kıvanç K.(**), Kerem L.(**), Gemal G.(**), LÖmer(**), Suat A.(***)
Maçın özeti:
Şükür kimsenin geç kalmamasıyla tam zamanında ve tam kadrolarla başlayan müsabakanın ilk dakikalarında birbirlerini tartan iki ekipten Önlüklüler yaptıkları paslarla dikkat çektiler. Buna mücadeleci ve soğukkanlı bir futbol anlayışıyla cevap veren Önlüksüzler bir ara öne geçmeyi de başardılar. Ne var ki ikinci yarıda özellikle orta sahadaki pas organizasyonu konusunda yetersiz kalan Önlüksüzler, Önlüklülerin hızlı hücumlarında zor anlar yaşamaya başladılar. Maçın son anlarına kadar bir farklı üstünlüğünü koruyan Önlüklüler, bitime az bir süre kala attıkları golle farkı ikiye çıkarıp sahadan galibiyetle ayrılmayı bildiler.
Karne:
Doğan Ç.: formsuzluğu devam ediyor. gece hayatı, içki, kumar bir futbolcuyu nasıl tüketir canlı örneği adeta.
Hüsnü A.: efor testinden önceki maç testinden pek başarılı bir sonuç elde edemedi. üç haftadır kazanamamasına sebep olarak langırta fazla düşmüş olmasını değerlendiren hayranları tepki gösteriyorlar.
Sami A.: neden saçların beyazlamış arkadaş?
Erdoğan Ö.: sana da onun gibi çektiren mi var?
Kerem Ü.: görüyorum ki her gün meyhanedesin, yaşamaya küstürüp içtiren mi var?
Hamit B.: yıllardır soruyorum bu soruyu kendime
Ümit K.: allahım bu dünyaya ben niye geldim?
Müçteba A.: geçen hafta attığı mükemmel golün bir benzerini atarak gol vuruşlarında gittikçe ustalaştığını kanıtladı. aldığı 4 yıldızdan birinin Kerem L.'nin masasından gönderildiğini ekleyelim.
Can B.: yeşilimsi-sarımsı fosforlu kıyafetini tamamlayacak parlaklıkta bir oyun sergileyemese de özellikle geriden top çıkarmakta başarılıydı.
Kıvanç K.: bilhassa rövaşata yapsam mı yapmasam mı diye düşünürken havada seyrettiği topla kendisini savunan Kerem Ü.'yü epey eğlendirdi. güçsüzdü ancak yine de golcülük işlevlerini yerine getirdi.
Kerem L.: geçen hafta giydiği doktor önlüğüyle başarılı olamayınca tekrar alışıldık Roma formasına dönerek yine çalışkan bir oyun sergiledi.
Gemal G.: geride mi ileride mi oynayacağına net bir karar veremiyor bir türlü. Çok ileri çıkan kendisini azarlıyor fakat daha sonra kendine karşı daha nazik olması gerektiği konusunda kendisini uyarıyor. Sonuçta mücadeleci yapısıyla idare ediyor.
LÖmer: 10 Mart'tan beri yapılan hiçbir maçı kaybetmiyor olması tekniğin, ustalığın ve bilgeliğin bir bileşimi olarak değerlendirilebilir kuşkusuz.
Suat A.: maç boyunca uzaktan pek şut çekmeyerek, uzaktan şut çalışmak için aldığı iznin işe yaradığını ortaya koydu.
ANKET SONUCU/ LANGIRT TURNUVASI
Ayrıca, eleme usulü turnuva önerimiz genel kabul görse de, azılı birileri yetersiz saydı. Ü.K.'nın önerisi içinden çıkılmayacak bir karışıklık arz ederken, Racır LÖmer'in önerdiği Şampiyonlar Ligi sistemi makul bulunmuştur. Kuralar da buna göre çekilmiştir.
Öncelikle takımlarımızı görelim:
Mavi takım: Hüsnü ve Doğan
Kırmızı takım: Kerem L. ve Erdoğan
Sarı takım: Kerem Ü. ve Müçü (Bahadır)
Mor takım: Can ve Hamit
Yeşil takım: Kıvanç ve Suat
Siyah takım: Sami ve Lömer
Beyaz takım: Atilla ve Ümit
Turuncu takım: Hasan ve Gemal
Gruplar ve fikstür ise şöyle:
A GRUBU:
1- Kırmızı takım
2- Siyah takım
3- Beyaz takım
4- Sarı takım
5 Mayıs:
Kırmızı-Siyah:
Sarı-Beyaz:
12 Mayıs
Kırmızı-Beyaz:
Sarı-Siyah:
19 Mayıs
Siyah-Beyaz:
Sarı-Kırmızı:
B GRUBU:
1- Mor takım
2- Yeşil takım
3- Mavi takım
4- Turuncu takım
5 Mayıs:
Mor-Yeşil:
Turuncu-Mavi:
12 Mayıs:
Mor-Turuncu:
Yeşil-MAvi
19 Mayıs:
Mor-Mavi
Yeşil-Turuncu
26 Mayıs günü A Grubu'nun 2.'si B Grubu'nun 1.'siyle, A Grubu'nun 1.'si B Grubu'nun 2.'siyle yarı final maçları oynar.
2 Haziran günü ise Final müsabakası oynanır.
Bu organizasyona muhalefet eden Müçbey'in yanı sıra, Sezar dostumuzdan da bir mesaj var. Aynen arz ediyoruz:
EE tabii ayaklar çalışmayınca çene çalışacak, artık o da olmadı eller çalışsın... dostlar sporda görsün...iyi ki sanal aleme bulaşmadınız maç için... Siz yakında kartların üzerinde fitbolcu resimleri olmak kaydıyla pişti de oynarsınız ( Hüsnü'nü Fenerlilerin resmini şart koşar... napsın onun da elinde o kalacak bu sene...)... Taşa dönerseniz haber edin ben de gelip bi kaç hokey atayım kafanıza bari......
22 Nisan 2010 Perşembe
Langırt Turnuvası
Konu şudur: Langırt turnuvası.
Şöyle olur, 16 kişi ismini yazdırır ve birer lira verir. Buradaki kurul 16 kişiyi kurayla ikişer ikişer takımlaştırır ve 8 takım ilk turda eşleşir. İlk turda 4, ikinci turda 2 ve finalde 1 maç olmak üzere, toplam 7 maça 7 lira ödenir, kalan 9 lira şampiyon ikiliye 4,5'er lira olarak takdim edilir.
Maçlar, halısaha müsabakasından evvel 2'şer maç olarak oynanır. Yani ilk tur maçlarının 2'si ilk hafta, öbür ikisi 2. hafta oynanır. Yarı final maçları 3. hafta oynanır ve final maçı 4. hafta yapılır (kendi maçının günü mevcut olamayanlar olursa, maç ve turnuva bir hafta ertelenir, n'olacak!).
Yani kısaca, kurayla seçilecek takım eşleşmeleriyle (eşleşme kurası, ilk maç günü saat 18:00'de, herkesin gözü önünde çekilecektir), bir langırt turnuvası yapmak ister misiniz? Cevabınızı, anketimizde belirtiniz.
Katılmak isteyenler listesi (liste güncellenecektir):
1- Can B.
2- Kıvanç K.
3- Ümit K.
4- Doğan Ç.
5- Hüsnü A.



